Barbarlık Müzesi

Barbarlık Müzesi, Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’da yer alan bir evdir. Bu evin geçmişi ise içler acısı bir insanlık suçunun ardından son bulmuş durumda ve şu an müze olarak kullanılmaktadır. 4 Aralık 1963’te başlayan olayları takiben, Tük subay Binbaşı Nihat İlhan’ın evinin Akritas örgütüne bağlı silahlı bir Kıbrıslı Rum grup tarafından basıldı. Olaydan sonra ev müze oldu ve 1 Ocak 1966 tarihinde ziyarete açıldı. Bugün müze turistlerin gezi güzergahında önemli bir yer teşkil ediyor.

Olay Günü

24-25 Aralık 1963 tarihli gecede, ağır silahlı Rum grup Kanlı Dere’yi geçerek Lefkoşa’nın kumsal kesimine akın eder. Mahalleli sesleri duyar ancak evlerinde saklanmaktan başka çareleri yoktur. O gece doktor Binbaşı’nın evinde üç oğlu Murat, Kutsi, Hakan ve eşi Mürüvvet İlhan’la birlikte ev sahipleri Hasan Yusuf Güdüm ve eşi Ferdiye Güdüm, komşuları kızı Işıl Cankan’la Ayşe Cankan ve Növber İbrahimoğlu olarak dokuz kişi bulunmaktadır. Öfkeli çığlıkları duyan ve bulundukları yemek odasının güvenli olamadığını düşünerek Mürüvvet Hanım kendisini çocuklarına siper ederek banyoda saklanırlar. Hasan Yusuf Bey’in eşi Ferdiye Hanım ise hemen yan taraftaki tuvalete diğerleri ise küvetin çevresinde saklanmaya çalışır. İçeri giren grup her tarafa ateş etmeye başlar ve banyoya vardıklarında kadın, erkek, çocuk ayırmaksızın herkesi vururlar. İlhan ailesi oracıkta can verir ve kasıtlı olarak küvetin içine atılır. Banyodaki diğerleri ise ağır yaralanır. Tuvalete saklanan Ferdiye Hanım da yaşamını yitirir.

Olayın yaşandığı sırada sıcak çatışma bölgesinde askeri doktorluk yapan Nihat İlhan ise haberi olaydan birkaç gün sonra değişik bir biçimde öğrenir. Süt getiren bir çobana ailesine düzenli olarak süt götürüp götürmediğini sorar fakat çoban sadece onların artık süt içemeyeceğine dair bir ifadede bulunur.

Ev Sahibi Hasan Yusuf Güdüm’ün ağzından;

“24 aralık 1963 gecesi, eşim Feride’yle komşumuz binbaşı Nihat İlhan’ın evindeydik. Akşam yemeği yiyorduk. Ansızın Kanlı Dere tarafından eve kurşun yağmur gibi yağmaya başladı. Bulunduğumuz yemek odası çok tehlikeliydi. Çabucak banyoya koştuk. Burasının daha güvenli olduğunu düşünmüştük. Dokuz kişiydik. Eşimden başka herkes banyoya sığınmış, eşim tuvalete saklanmıştı. Korku ve dehşet içinde bekledik. Binbaşı doktorun hanımı Bayan İlhan banyoda, kollarında çocukları olduğu halde ayakta duruyordu. Ansızın sokak kapısının büyük bir gürültü ile kırıldığını işittik. Makineli tüfeklerle eve giren Rumlar, her tarafı taramaya başlamışlardı. Bir ara Rumca bir sesin “taksim istersiniz ha” diye bağırdığını işittim. Tekrar kurşun yağmuru başlamıştı. Bayan ilhan üç çocuğuyla birlikte küvetin içine yığılmıştı. Vurulmuşlardı. Bu esnada banyoya giren Rumlar silahlarındaki kurşunları tekrar üstümüze boşalttı. Binbaşının çocuklarından birinin inlemesini işittim ve kendimden geçtim. Bayılmışım.
İki üç saat sonra ayıldığım zaman Bayan İlhan’ın ve çocuklarının küvette ölü yattıklarını gördüm. Ben ve diğer komşular ağır yaralıydık. Eşime ne olmuştu acaba? Derhal tuvalete koştum. Yerde yatıyordu en vahşi bir şekilde öldürülmüştü. Sokaktan silah sesleriyle karışık “ imdat! yetişin! bizi kurtaracak yok mu?” feryatları geliyordu. Çok korkmuştum. Yatak odasına geçtim ve karyolanın altına saklandım. Bir saat daha geçmişti. Uzaktan silah sesleri gelmeye devam ediyordu. Ağzım kupkuruydu. Karyolanın altından çıkıp biraz su içerek tekrar banyoya geçtim. Bir saat önceki gibi, herkes olduğu yerde duruyordu. Yaralı olanlara su verdim.
Sabah saat beşe kadar banyoda bekledik. Hiç sabah olmayacak sanmıştım. Hepimiz yaralıydık ve hastaneye gitmemiz gerekiyordu. Növber’le ben yürüyebiliyorduk. Orada bazı kimselere rastladık. Bizi alıp hastaneye götürdüler. Yolda giderken evde daha yaralılar bulunduğunu söyledim.
Hastanede üç gün kaldıktan sonra uçakla Ankara’ya tedaviye gönderildim. Orada 4 ay tedavi gördüm. Fakat bir kolumu hala kullanamam. Kıbrıs’a dönüşümde uçak alanında Rumlar tarafından tutuklandım. Bu anlattıklarımı tutukluluğum esnasında Rumlara da anlattım. Sonra serbest bırakıldım.”

Geriye Kalanlar…

Bugün tek katlı müze tarihi vahşetin sonuçlarını somut kalıntılarla ve izlerle gözler önüne seriyor. Müzenin duvarları olaylar sırasında can veren bir çok insanın isimlerini ve fotoğraflarını taşıyor. O geceki katliamdan sonra ise olaya şahitlik eden o banyoda geriye üç kanlı bornoz kaldı…

Dünyadan Haberler

Daily News

Nazlı Öztürk

Merhabalar ben Nazlı Öztürk. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisiyim ve 21 yaşındayım. Düşünmek, sorgulamak ve analitikleşmek üzere edindiğim yönlerimi pratikte gerçekleştirmek, kendimce aktarmak ve sunmak adına sizlerleyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: