Film İncelemesi: Nietzsche Ağladığında

Merhabalar GençlerNeBiliyo’nun değerli okuyucuları. Bugün size Siyaset ve Edebiyat dersi sayesinde izlediğim bir film olan Nietzsche Ağladığında filminin bir incelemesini yapmak istedim. Bu film Nietzsche Ağladığında kitabı baz alınarak yapılmış bir filmdir. Okuduğum yorumlara göre kesinlikle kitabı, filme göre daha iyiymiş. Ben kitabı okuma fırsatı bulamadım ama filmden sonra (ve gördüğüm derslerden sonra) kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.

Bu film de hangi konular anlatılıyor? Film açıkça olmasa da nihilizm problemi üzerinde duruyor. Nihilizm nedir diye sorarsanız size direkt bir tanım veremem çünkü çok tartışmalı bir şey ama temelinde evrensel ahlakı ve birçok düşünceyi reddeden ve hatta bunların anlamsız olduğunu düşünen bir düşünce olduğunu söyleyebilirim. Bu filmde de Nietzsche’nin nihilizm problemini bir hikâye içerisinde nasıl çözmeye çalıştığını görüyoruz. Filmin başında Nietzsche çok kötü bir şekilde migren atakları çekmektedir, bu ağrıların son bulması için arkadaşı Lou Salome dönemin en iyi ve en ünlü doktoru olan Josef Breuer den yardım istiyor. Breuer’in geliştirdiği ‘’baca temizleme yöntemi’’ ile Nietzsche’nin hem fiziksel hem de duygusal acılarını dindirebileceklerini düşünürler. Lakin Breuer Nietzsche’yi yakından tanıdıkça hasta ve doktor ilişkisinin giderek değiştiğini görmeye başlarız. Artık Nietzsche bir doktordur, Breuer ise bir hastadır.

Josef Breuer’in Sorunu Nedir?

         Peki, Josef Breuer’in tam olarak sorunu nedir? Aslında o döneme göre gayet iyi durumda olan Josef Breuer’in ne tür bir sorunu olabilir ki? İşte dostlarım nihilizm sorunu tam olarak burada başlıyor. Dönemin en zengin adamlarından biri olsanız da hizmetçileriniz, güzel bir eşiniz ve çocuklarınız olsa bile bir süre sonra bunların anlamsız olduğunu düşünmeye ve başlıyorsunuz ve bu anlamsızlık sizi bir ümitsizliğe sürükler. Bu ümitsizlik fiziksel bir acıdan daha kötü olabilir. Gelin bakalım filmde bunu nasıl işlemişler?

Nietzsche’ ye göre Josef Breuer’in böyle bir ümitsizlikte olmasının sebebi içindeki hayvani tarafını bastıramaması ve kendisini şehvete kaptırmış olmasaydı. Hatta şöyle bir diyalog vardı. Breuer Nietzsche ile tartışmalarında her zaman Nietzsche’nin neden cinselliğe karşı olduğunu soruyordu. Nietzsche de şöyle diyordu

Cinselliğe karşı değilim, erkeklerin onun için dilenmesinden nefret ediyorum … Şehvet yaşamın bir parçasıdır. Fakat içindeki kahramanın gelişimine hiçbir şey engel olmamalı, Şehvet yoluna çıkarsa o aşılmalıdır. Gerçeklik ve rahatlık arasında seçim yapın.

Nietzsche’nin bahsettiği gerçeklik ve rahatlık nedir? Benim fikrimce gerçeklik bu dünyanın sandığımız kadar güzel olmadığı ve acı ile dolu olmasıdır. Ama Nietzsche’ye göre bu kötü bir şey değildir. Hayvani tarafımızı bastırıp üstün insan tarafımızı geliştirebilirsek bu dünyada daha anlamlı yaşayabiliriz. Üstün insan olmamız için ise acının yeri çok büyüktür. Acı bize ders verir ve olgunlaştırır. Filmde de şöyle bir diyalog vardı. Nietzsche ve Breuer tartışırken Nietzsche çok güzel büyük bir ağaç gösterir ve şunları söyler

Şu ağaca bak. Görkemine ulaşması için fırtınalı bir havaya ihtiyacı var. Öğrenmek, yaratıcılık ve keşif hepsine acı ile ulaşılır.

Ümitsizlik sorununu nasıl aşabiliriz?

Filmde üstüne basa basa bu konuyu işlemişlerdi. Breuer’in umutsuzluğunun sebebi Nietzsche’ye göre verdiği her kararı aslında onun vermemiş olmasıydı (bu size tanıdık geldi mi?). Evet Breuer zeki bir adamdı, zengindi ama böyle biri olmayı o mu istemişti? Nietzsche’ye göre bizim bu dünya da anlamlı yaşamamızın en önemli sebeplerinden biri aldığımız kararlardır. Bu kararlar olmadan biz sadece rastlantısal bir şekilde yaşıyoruz. Tıpkı doğada yaşayan bir hayvan gibi. Filmde de şöyle bir diyalog vardı.

Nietzsche: Senin amaçların neler Josef?

Breuer: Amaçlar mı? Amaçlar kültürün parçasıdır … Hiç hedeflerimi seçmedim hep oradaydılar.

Nietzsche: Fakat hedeflerine sahip olamaman yaşamının bir rastlantı olmasına yol açar.

Bu rastlantı durumu sizi nihilizme götürür. Bu durumu aşmanın bir yolu ise aldığınız her kararı tamamen kendiniz için almanızdır. Başka birinin etkisiyle değil.

Ölüm Konusu

Filmde alınan diğer bir konu ise ölüm konusudur. Her insan aklından bir kerede olsa tüm bu yaptıklarımın anlamı nedir diye düşünmüştür. Çünkü siz öldükten 100 veya 150 yıl sonra büyük ihtimal unutulacaksınız. Aynı durum Josef Breuer içinde geçerliydi. Zamanın çok hızlı geçtiğini ve giderek ölümün geldiği fark ettiği için ümitsizliğe düşüyor ve hayatın anlamsızlaştığını düşünüyordu. Hatta filmde şöyle bir sahne vardı

Josef Nietzsche ile birlikte yemek yerken ön masada bazı yaşlı insanları görür ve birden acı gerçeğin farkına varır. Zaman geri döndürülemezdir. Yaşamı yavaşça sona eriyor.

Josef Breuer: Ölümümün yaklaştığını bildikçe aciz ve önemsiz olduğumu anlıyorum.

Nietzsche: Ölüm varoluşunun anlamsız olduğu anlamına gelmez. Aksine ölüm yaklaştıkça hayatın değeri artar … Tutkulu ol, özgür düşünen bir insan ol, sınırlarının üstüne çık, üstün insan ol.

Nietzsche’ye göre ölüm de bu doğanın bir parçasıdır ve ölümü kabul etmeliyiz. Bazı insanlar ölümün hayatın anlamsızlaştırdığını düşünse bile asıl ölümsüz bir hayatın anlamsız olabileceğini söyleyebiliriz.

Sonuç

Nietzsche Ağladığında 2007 yılında yapılan bir film. Bu filmin teknik anlamda biraz eski gözükmesi eksi olarak sayılabilse de verdiği mesajlar ve konular olarak gayet güzel bir filmdir. Filmin hepsinden bahsetmedim sadece birkaç olayı daha iyi anlamanız için açıklık getirdim. Bir buçuk saatlik bir film için gayet iyi olsa da bazı yerleri yeterli bulmamanız gayet mantıklı çünkü kitaptan film yapıldığını bilince bazı yerlerin eksik olduğunu hissedebiliyorsunuz. İyi seyirler ^^

Filmden bir sahne paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum.

Barış Karakiraz

Merhaba ben Barış Karakiraz. Siyaset bilimi ve Uluslararası ilişkiler öğrencisiyim. 21 yaşındayım, İngilizce ve Rusça konuşabiliyorum. Küçüklükten beri oyun ve teknolojiye, bölümüm nedeniyle de Türk ve Rus siyasetine ilgim var. Bildiklerimi anlatmayı seven ve sabahtan akşama kadar tartışabilen gıcık insanlardan biriyim. Instagram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: