Uzaktan Eğitim Bir Yılda Psikolojimizi Nasıl Etkiledi?

Ülkemizde nihayet aşılama işlemi başladı. Sağlık çalışanları ile başlayan aşılama süreci yaşlı, engelli, koruma evleri gibi yerlerde çalışanlar ve 65 yaş üzeri vatandaşlarla devam edecek. Daha sonra ise sıra hizmetinin sürdürülebilmesi için öncelikli sektörlerde çalışanlara gelecek. Öğretmenler de bu grupta yer alıyor. Ancak öğrenciler; yani 18-29 yaş aralığında bulunan grup en son sırada. Çocuklar ise bakanlığın paylaştığı bu listede yer almıyor. Bu da demek oluyor ki yaklaşık 18 milyon ilk ve ortaöğretim öğrencisi ve yaklaşık 8 milyon üniversite öğrencisi aşı için daha çok bekleyecek ve eğitimine uzaktan devam edecek.

Eğitim uzaktanlaştıkça uzaklaşan bir hizmete dönüşüyor

            Yaklaşık bir yıldır devam eden uzaktan eğitim süreci ise öğrencilerin okula yeniden dönmeyi dört gözle beklemelerine neden oldu desek abartmış olmayız. Ülkenin pek çok yerindeki internet alt yapı sorunları, tablet-bilgisayar gibi teknolojik ürünlerdeki büyük fiyat artışları bu süreci öğrenciler açısından sıkıntılı bir hale getiriyor. Bir yıllık bu süreçte internet ve bu teknolojik ürünlere erişim hususunda herhangi bir iyileşme yaşanmadığı gibi ilk ve orta öğretimde sınavların ertelenmesi, üniversitelerde ise online sınav esnasında kamera açma zorunluluğu gibi yeni problemler ortaya çıktı. Aşının bulunması öğrencileri okullarına dönmek için biraz umutlandırmıştı ki önce İngiltere’de daha sonra da ABD’de ortaya çıkan yeni mutasyonlarla virüsün çok daha hızlı yayıldığı haberi de bu umutları azalttı. Ayrıca gelecek yıllarda yeni salgınların ortaya çıkacağı söylentisi de büyük bir kâbus senaryosunu akıllara getirmekte; hayatımızın geri kalanında eğitimin tamamen uzaktan olması.

salgın tüm eğitim hayatını şekillendirdi

            Bu kâbusun gerçek olma ihtimali endişe verici. Umarım böyle bir şey gerçek olmaz ve yeniden okullarımıza, kampüslerimize, arkadaşlarımıza kavuşuruz. Zira pek çok araştırma bu sürecin öğrenciler için sancılı geçtiğini gösteriyor. Pandeminin getirdiği virüse yakalanma korkusu, vaka sayılarındaki artış, uzun süre evde sosyal izolasyonda kalma gibi durumlar herkesi olduğu gibi öğrencileri de etkiledi. Bunun yanında düşük öz kontrole sahip öğrenciler bu süreçte evde pek çok dikkat dağıtıcı faktöre maruz kalarak odaklanma problemleri yaşamaktadır(Irawan, Dwisona ve Lestari 2020). Okul ortamında diğer insanlarla iletişim içerisinde olma gibi okula gelme konusunda dış motivasyon sağlayan etkenler varken izolasyon sürecinde ders çalışma oldukça zorlaşıyor. Can sıkıntısının da öz kontrolü azaltıcı etkisi olduğunu gösteren araştırmalar bulunmakta (Mugon, Struk ve Danckert, 2018). İşin kaygı boyutuna dönecek olursak, uzaktan eğitim imkânlarına erişmekte yaşanan zorluklar da birer kaygı etkeni ve düşük gelirli ailelerin çocuklarında uzaktan eğitim imkânlarına ulaşmakta yaşadıkları sorunlara bağlı olarak daha yüksek kaygı, stres ve depresyon görülmektedir.(Irawan,Dwisona ve Lestari 2020). Örneğin birçok ilkokul öğrencisi internete komşunun modeminden, derse de anne-babasının akıllı telefonundan giriyor. Buna bağlı olarak internetin kopması, telefonun şarjının bitmesi, kameranın ya da mikrofonun bozuk olması gibi sorunlar çocuklarda derse katılamama ya da dersin bir kısmını kaçırarak o dersi iyi öğrenememeyle ilgili bir kaygıya sebebiyet veriyor olabilir.

            Uzaktan eğitimin psikolojik etkilerine pandeminin ortaya çıkışından bugüne bakacak olursak uzaktan eğitim ilk başlarda kulağa çok da kötü bir fikir gibi gelmiyordu. Derslerden ve okula giderken harcanan süreden artan vakit boş zamana dönüşecekti. Ancak işler pek de öyle olmadı. Sınavların yapılamıyor oluşu öğrencilere ödev olarak geri döndü. Yani bir hafta sürecek sınav kaygısı bir dönem sürecek ödev kaygısına dönüştü. Ayrıca ödev demek uzun süre tablet ya da bilgisayar ekranına maruz kalmak demektir.Uzun süre ekrana maruz kalmanın stres seviyesinin artmasına neden olduğunu söyleyen araştırmalar bulunmaktadır (Mheidly ve Fares, 2020). Uzaktan eğitimin bu doğrudan etkilerinin yanında uzun süre masa başında kalmanın kas ve iskelet sistemine zarar vermesi gibi dolaylı etkileri de vardır.

uzaktan eğitim

            Ancak şöyle de bir gerçek var ki, başta da belirttiğim gibi herkesin aşı olması süreci uzun sürecek. En azından bu yılın bahar döneminde üniversitelerin açılması pek muhtemel görünmüyor. Hatta salgının ve aşılamanın hızına göre gelecek dönem bile açılamayabilir. Öğrenciler hem bu önümüzdeki dönem için hem de bu kâbus senaryosunun gerçek olma ihtimaline karşı psikolojik olarak hazırlıklı olmalıdır. Psikolojik etkilere hazırlıklı olmanınyanında ders çalışılan ortamın beden sağlığına uygun şekilde düzenlenmesi de elzemdir. Dersten arta kalan zaman dijital cihazlardan mümkün olduğunca uzakta dinlendirici aktivitelerle geçirilmelidir.İlla telefon ya da bilgisayarla vakit geçirilecekse de ekran maruziyetini azaltmak için örneğin video izlemek yerine podcast dinlemek tercih edilebilir (Mheidly ve Fares, 2020). Hollanda’da yapılan bir ankette uzaktan eğitim sürecinde öğrenciler sigara ve kafein kullanımlarının arttığını bildirmişlerdir (Bommele ve ark., 2020). Stres seviyesini arttırdığı araştırmalarla ispatlanmış bu ürünlerin kullanımının da azaltılması bu dönemin stresini azaltacaktır.

            İnternette uzaktan eğitim sürecinde yardımcı olacak ve ders dışındaki vakitlerde koşullar el verdiğince iyi vakit geçirebilmeyi sağlayacak pek çok aktivite önerisi de mevcut.

            Sonuç olarak, herkesin okullarına ne zaman döneceğini kestirmek imkânsız. Uzaktan eğitim stres ve kaygı düzeyimizi arttırıyor olsa da mevcut durumda eğitimi sürdürmenin tek yolu maalesef bu. Ama hâla internet bağlantısı kalitesizliği sorunu Türkiye’nin her yerinde mevcut ve aynı evde 3 kardeşin aynı saatte canlı derse girip de bağlantı sorunu yaşamaması bile bir hayal. Dileriz en azından bu süreçte ekmek-su gibi önemli bir ihtiyaç haline gelen internet, tablet-bilgisayar gibi uzaktan eğitim ekipmanları artık herkesin erişebileceği hale gelir ve öğrenciler bunca derdin arasında bu stres kaynaklarından kurtulur. Geri kalan stres kaynaklarıyla baş etme işi de bizlere kalıyor.

Bu yazı Psikolog adayı; Serkan Dinç tarafından kaleme alınmıştır.

Serkan Dinç’in diğer yazılarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz;

https://genckalemler.org/author/serkandinc/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: