Üniversite Sınavına Gireceklere Tavsiyeler : Düşünce Yapısı

Serserilik ve haylazlıkla geçen lisenin ilk 3 yılı biter, lise aşkları son bulur, hatalardan ders çıkarılır ve en sonunda sırlarla dolu 12. Sınıfa gelinir… Ana, baba, eş, dost, komşunun çocuğu ve varlığından haberdar olmadığınız akrabalar karabasan gibi başınıza çöker ve sınav oyun başlar…

Siz de bu yıl üniversite sınavına gireceksiniz, tam olarak başınıza ne geleceğini bilmiyorsunuz, bir şey yapmak istiyorsunuz ancak ne yapacağınızı da bilmiyorsunuz ve tüm baskıyla birlikte kendinizi Google’ın şefkatli kollarına bıraktınız… Toplaşın, anlatıyorum!

Öncelikle bu yazıda size nasıl ders çalışmanız gerektiğini öğretmeyeceğim, şayet bunu internetten öğrenmeniz de mümkün değil. Çünkü bildiğiniz üzere her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Bu yazıda aklınızdaki soruları cevaplıyor, sizlere sınavı kazanmanıza yardımcı olacak ve motivasyon kazandıracak 6 adet düşünce yapısını aşılamayı planlıyorum.

Motivasyon ve Başarının Temel Şartı: Düşünce Yapısı

 Düşünce, sadece sınavda değil hayatta da başarınızı ve verimliliğinizi etkileyecek bir kavram. Öyle ki aynı şekilde ve aynı sürede yaptığınız bir iş, sırf o işe bakış açınız sebebiyle sizin için işkenceye veya eğlenceye dönüşebilir.

 Lisedeki berbat geçen 3 yılımın ardından, biraz farklı bir bakış açısıyla sınava yaklaşarak DÜŞÜNMEMEM GEREKEN şeyleri tespit ettim. Bunun sayesinde 9, 10 ve 11. sınıfları zor geçen, 12.sınıfın başında 2-3 matematik, 10 türkçe sorusunu doğru çözebilen ben, bu sürecin sonunda Türkiye genelinde EA 46.000 sıralama yaparak Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım.

 Yani demem o ki, eğer kalma tehlikesi olmaksızın derslerinizden geçerek 12.sınıfa kadar geldiyseniz, zaten lisenin ilk 3 senesinde benden çok daha iyi bir öğrencilik kariyeriniz var demektir. Pekala sınıfları geçmekte zorlanan bu gariban, düzenli çalışmak haricinde ne yaptı da hayalindeki mesleğe sahip oldu dersiniz?

Sınav Sistemi Kriz Yönetimi Üzerine Kuruludur

 Sınav sistemine ve puan yerleştirmelerine baktığımız zaman MF bölümlerinde Tıp; TM bölümlerinde ise Hukukun başı çektiğini görüyoruz. Diğer yüksek puanlı bölümlere baktığımız zaman da gördüğümüz şey aynı; detaylı bilgi öğrenimini ve bu öğrenimi kriz anında uygulamayı içeren mesleklerin puanı her zaman daha yüksek oluyor. Çünkü sınavın sizden tam olarak istediği şey bu!

 Öğrenci ilk olarak çok çalışsın ve bilgileri öğrensin, bu bilgileri tekrar ederek hafızasında tutsun ve son olarak sınav(kriz) anında sakinliğini koruyarak öğrendiği bilgileri uygulayabilsin… Yani sınav öncesi süreçte ne kadar çok çalışsak da bu bilgileri sınav anında heyecan yapmadan kağıda dökmemiz gerekiyor. Bu da demek oluyor ki, çalışmaya ek olarak girdiğiniz sınavlarda sakin kalmanız gerektiğinin ve sizden beklenen temel becerinin, bilginizi bu kriz anında sakince uygulayabilmeniz olduğunun farkında olun!

 Çünkü hiç kimse ameliyat sırasında kan görünce eli ayağına dolaşan bir doktoru olsun istemez; mahkeme esnasında hakimle tartışırken heyecanlanıp ağlayan bir avukat da biraz garip olur sanki…

Sınav Sistemine Uyum Sağla

 Sınav senesinde yapılacak en büyük yanlış, sınav sistemine eleştiriyle yaklaşarak tüm süreci kendinize zehir etmenizdir…

 Finlandiya’da günde 3 saat ders görüyorlarmış, Hollanda’da üniversite sınavı yokmuş, Almanya’da böyle değilmiş, ben zaten Amerika’da okuyacağım(Melih bak kalkıyor uçağın)…

 Sevgili Çorumlu, Kastamonulu, Malatyalı… bu muhabbetleri geç ve sakinleş lütfen.

 İlk olarak şu konuda hemfikiriz; sınav sistemimiz ezbere dayalı, zekayı değil sadece çok çalışmayı baz alıyor… Dünyanın en zeki insanı olan sen, eğer bu sistem zekayı ölçseydi Hacettepe Tıp Fakültesini elbet kazanırdın, o yüzden seni şöyle kenarı alalım.

 Pekala soruyorum sana, bu kötü bir şey midir? Üniversite sınavının zekayı değil çalışkanlığı ölçmesi gayet makul ve adaletli bir yaklaşım değil midir? Samimi bir cevap bekliyorum… İyi bir meslek sahibi olmayı, doğuştan gelen özellikleri dolayısıyla daha zeki olan bir insan mı; yoksa ortalama zekaya sahip olup, ideali için gerçekten çalışan bir insan mı hak eder?

 Sevgili dostum, sınav senesinde sınav sistemini eleştirip ders çalışmamak; bir kavganın ortasında HEPİMİZ KARDEŞİZ BU YAPTIĞIMIZ ÇOK SAÇMA diye yere oturup ağlamaya benzer… Bunu bir kavgada gerçekten yaparsanız ne olur? Döverler… Sınav senesinde yaparsanız ne olur? Dayak yemişten beter olursunuz… İçindeki Mahsun Kırmızıgül’e bu sene kulak verme olur mu?

Ruh Emici Arkadaştan Kaçmak

 Hiç sekmez, her arkadaş ortamında bir tane karamsar tembel ruh emici vardır. Bu arkadaşa karamsar tembel ruh emici dememin temel sebebi; eline kitap alıp 10 dakika ders çalışmaya üşenen küçük devrimci, sisteme laf etmeye başlar… “Okusak alacağımız asgari ücret abi, Ankara’da dayın yoksa olmaz abi, Sana bana yedirmezler abi…”

 Bu arkadaşla sık vakit geçirmek, onun gibi düşünmenize sebep olmasa bile, garanti ediyorum ki ders çalışma motivasyonunuzu etkileyecektir. Ayrıca bu şekilde düşünen arkadaş, eğer babası kendisine bir iş kurması için sermaye sağlayamazsa, kuvvetle muhtemel söylediği gibi kıytırık bir bölüm okuyup, ömrü boyunca asgari ücretle çalışacaktır.

 Yalnızca üniversite sınavında değil; hayatınızın tüm evrelerinde, bu şekilde sizin hedefinizin nasıl gerçekleşmeyeceğini ispatlama çabasındaki herkesi hayatınızdan çıkarmanızı tavsiye ediyorum. Çok sevdiğin arkadaşını hayatından çıkarmak istemiyor olabilirsin, o zaman bu arkadaşla havadan sudan konuşmak için buluş ama asla gelecek planların hakkında konuşma…

Hedef Belirlemek

 Çok sık karşılaştığım bir durum var ki, üniversite sınavı zamanında olup görüştüğüm bazı arkadaşlara hedefin nedir diye sorduğumda “sınava girelim, bakalım ne gelecek” cevabını alıyorum. Bu yapılan, insanın kendine olan güvensizliğinin ve saygısızlığının zirve yapmış halidir! Bu sınavda aldığın puanla birlikte belki de 40-50 yıl boyunca hangi meslekle uğraşacağın belli olacak ve sen bunu şansa mı bırakacaksın? Üniversite sınavına çalışan herkesin kendisine gerçekçi bir hedef koymasını şiddetle tavsiye ediyorum.

 Gerçekçi hedef derken neyi kast ediyorum, biraz da bunu açayım:

 12. sınıfa başlayan herkesin netleri sene içerisinde artış gösterir. Çünkü her ne kadar çalışkan da olsa bazı konuları unutmuş olan öğrenci, sene içerisinde tekrar ve çalışma ile bu netleri artırır, bu asla değişmez. Ancak bu net artışını hesaba katarak, dört işlem yapmakta veya paragraf okumakta zorlanan birisinin kendisine hedef olarak ilk 5.000 sıralamayı belirlemesi, bir mucize gerçekleşmediği sürece hüsranına sebep olacaktır. Ben sene başında matematikten 3 net yapıyorum, sene sonuna kadar ohooo fullerim, diye düşünerek hesap yapmamak lazım… O işler öyle olmuyor çünkü…

 5 net olan matematik 20 net olur ama 35 net olmaz… 1.000.000 olan sıralama 300.000 olur ama 50.000 olmaz… (Bu net sayılarını farazi olarak söylüyorum, sistem o kadar çok değişti ki 2016 yılında üniversiteye giren ben bile takibini yapamıyorum… Siz anlayın işte.)

 Bu sebeple, şimdi yaptığınız netler ve bunun “muhtemel” artışını hesaba katarak hedef belirlemek ve o hedefe emin adımlarla ilerlemek gerekir… Hedefi belirledin mi? Bir aşağı inelim;

Hayal Kurmak

 Sınava hazırlanırken en büyük motivasyonum avukat gibi davranmaktı. Bazen eğlencesine internetten ofis kiralarına, ofis mobilyalarının fiyatlarına bakar hesaplamalar yapardım ve bu beni hep mutlu ederdi. Okulumuzun bir kısmı “plaza” gibi camlıydı, ben de herkes dağıldıktan sonra test çözmek için sınıfta oturduğumda, o sınıf benim ofisim olurdu…

 Türkiye’de hayal kurmaya karşı garip bir olumsuz yaklaşım var. Ancak her başarının bir hayalle başladığını ve hayali olmayan bir insanın kolay kolay başarılı olamayacağını düşünüyorum. Büyük ihtimalle hayallerini anlattığında olumsuz karşılıklar aldın veya ailen seni hep hayalciliğe karşı olarak büyüttü; sen gene de hayalini kur ama kimseyle paylaşma… Bana güven yahu!

Kendine Güvenmek

 Efendim malum öğrenci, tam 1 yıl boyunca sınavına çalışır, sınav zamanı çattığında ise bir bakarsın ki özgüven 0… Bir soru sorarsın cevaplarken milyon kere düşünür… Söyle be kardeşim!

 Sınava giderken özgüveni sağlama hususunda şunu söylüyorum; birilerine göre daha iyi veya daha kötü olabilirsin. Ancak 1 senedir bu sınava çalışıyorsun, bu konuları öğreniyorsun. Sınavın son günü geldiğinde, bu sınava hazırlanmak için “DAHA İYİ BİR SEN” bulamayacaksın… Sene başındaki sen, bu sınava girseydi ne yapabilirdi? 3 ay önceki sen ne yapabilirdi?

 Eğer hakkıyla çalıştıysan, tüm sürecin sonunda sınava giren sen, en iyi sen olacaksın. En çok bilgiyi tam da o gün bileceksin, korkma yapıştır cevabı…

BONUS

 Tüm bu koşuşturmaca bittiğinde ve üniversiteyi kazandığında; birileri sana bir mesleği yapacak kişi olarak bakacak, bazı insanların sana karşı olan davranışları olumlu ve olumsuz anlamda değişecek ve olumsuz davranışlar bile sana keyif verecek… Sırf sen başardın diye birileri mutlu olacak… Eş dost komşu çocukları senin başarını elde edemediğinde bir bakacaksın ki “okumak çok saçma bişi kötü bişi” olmuş

 Söylenen tüm lafların temelinde senin başarına karşı duyulan kıskançlığın olduğunu bilmenin keyfiyle yaşayacaksın bu hayatı… Ve belki de bir gün mesleği eline aldıktan sonra, üniversiteye hazırlanan gençlere güç katmak amacıyla bir yazı yazacaksın, “bak ben yaptım, sen de yapabilirsin” diyeceksin…

 Tüm bu sürecin sonunda çalıştığın değil; çalışmadığın her saatin pişmanlığını yaşayacaksın. Fırsatını iyi değerlendir, olur mu?

Başarılar!

Emre Yıldırım

Herkese selamlar ben Emre YILDIRIM. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum, 23 yaşındayım ve hala İstanbul'da avukatlık yapmaktayım. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi öğrencisiyim. Bazı şeyleri içimde tutunca başım ağrıyor, ben de hayatta kalmak adına sizlere yazıyorum...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: