İslami Feminizm ve Örneklendirmesi

Feminizm, 18. yüzyılda bir takım filozofların çalışmaları ve fikirleri tarafından ortaya çıkan ve genel anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan akımdır. Bu akım tek bir düşünce sistemi üzerinden ilerlese de bu ilerlemenin en büyük nedeni dünya çapında farklı varyasyonlarını içinde barındırmasıdır. Bu varyasyonlarından bir tanesi ise bu yazıda ele alacağımız İslami Feminizimdir.

İslami Feminizm Nedir?

İslami feminizmin en ayırt edici özelliği, diğer feminist grupların toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları kadın ve erkeğin biyolojik yönlerine dikkat çekerken daha çok toplumsal inşa olarak gördükleri için toplumsal rollere ve kültüre odaklanmasıdır. Bu varyasyon yüksek düzeyde eğitimli ve orta sınıfa mensup kadınlar arasında daha çok meydana çıkmaktadır. Bu kadınlar Orta Doğu’daki daha önceki seküler ve liberal eğilimli kadın hakları ve feminizm öncüsünün aksine dini yönelimlerinden kopmadan ve İslam’ı, kendi etnik, kültürel ve hatta ulusal kimliklerinin bir unsuru olarak kabul etmektedirler.

Bugün tartışılan İslami Feminizmin kökleri 19. Yüzyıldaki modernleşme çabalarına katılan birçok entelektüel kadın ve erkeğin düşüncelerinde yer alır. Bu dönemde Osmanlı (Türkiye), İran ve Mısır gibi ülkelerde görülen kadın hareketleri farklı toplumsal olaylar ve tecrübelerden etkilenmiş olsa da bağlamda ortak bir çizgi oluşmaktadır. 20. yüzyılın sonlarında ise daha reformist bir yaklaşımla ilerleyen Müslüman kadınlar modernizm ile İslam’ı kendilerine referans alarak sosyal ve siyasal eşitlik düşüncelerine ve modern yaşamın, özellikle de aile yapısı ve toplumsal cinsiyet rollerinin bu yeni feminist yaklaşımını ortaya koymuşlardır.

Şunu belirtmek gerekir ki kadın değerlendirmeleri bazında Müslüman feminist ve İslami Feminizmi aynı noktada ele almak yanlış olur çünkü dini kimliğini referans alan ve seküler bir görüş benimseyen kadın arasındaki çizgiyi belirlemek gerekir. İslami feministler seküler Müslüman feministlere göre daha radikaldir. Zira İslamcı feministler, kamusal ve özel alanda kadın ve erkeğin tam eşitliğini diretirler.

İslami Feminizm ve Kur’an

Yeni toplumsal cinsiyet duyarlı İslami feminist yorumlarda, Kur’an’daki toplumsal cinsel eşitliği konusuna vurgu yapılmaktadır. Bu vurgunun dayanağı ise Kur’an’da var olan toplumsal cinsiyet eşitliği tefsir külliyatına hakim olan ataerkil sistemde kaybolmuştur. Bu durumu telafi etmek için İslami feministler bu yaklaşımda referans aldıkları Kur’an’ı yeniden yorumlama, tefsir yoluna gitmişlerdir. Örneğin; Nisa Sûresi 1. ayette yer alan “Sizi tek bir canlıdan yaratan, ondan eşini var eden…” ifadesi ile Hucurât Sûresi 13. ayetteki “biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık…” ifadesi karşılaştırılarak kadın ve erkek arasında ontolojik açıdan bir fark olmadığının altı çizilmiştir.

Bu süreçte politize olmuş batılı feminist anlayışlara nispeten İslami Feminizmin kökleri daha yenidir. Bu sebeple İslami feminizm aydınları bir yandan çalışmalarına devam ederken bir yandan da bu görüşe tezat olan saldırganlara karşı daha savunmacı bir yapıya sahiptir. İslami Feminizme karşıt kullanılan en geniş çaplı argüman ise dinin, gerekliliklerinin ve kültürel yapının bozulması düşüncesidir. Diğer yandan kullanılan bir diğer strateji, muhafazakar, yeni İslamcı ya da laik modem olsunlar yalnızca gerici ataerkil güçlerin işine gelen Laik ve İslami feministleri şiddetli çatışma içerisine sokmaktır.

Bu yazı yazılırken kullanılan kaynak;

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/143745

Başka yazılarımızı da okumak için lütfen tıklayınız

Nazlı Öztürk

Merhabalar ben Nazlı Öztürk. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisiyim ve 21 yaşındayım. Düşünmek, sorgulamak ve analitikleşmek üzere edindiğim yönlerimi pratikte gerçekleştirmek, kendimce aktarmak ve sunmak adına sizlerleyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: