Yunanistan’ın Türkiye Aleyhine Genişlemeleri

Doğu Akdeniz’e kıyıdaş ülkelerin peş peşe doğal gaz yatakları bulması Türkiye ve Yunanistan’ı bir kez daha karşı karşıya getirdi. Bu anlaşmazlıkta başta Fransa olmak üzere Avrupalılar Yunanistan’ı açıkça destekliyor gibi görünüyor. Bizden bazı yetkililerin Yunanistan’ı “Avrupa’nın şımarık çocuğu” olarak nitelendirmesinin tarihsel olarak pek de haksız olmadığını görüyoruz. Zira Yunanistan -bağımsızlığını kazanması da dahil- bağımsızlığından bu yana her çatışmada Avrupalılarca himaye edildi ve Türkiye aleyhine tam beş kez topraklarını genişletti.

Modern Yunanistan’ın kuruluşu 19. Yüzyıla dayanır. 1821 yılında başlayan Yunan İsyanı 1832’de bağımsız bir Yunanistan’ın kurulmasıyla sonuçlandı. Bu olayın Türkler açısından en mühim tarafı şudur: İlk kez bir ulus Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmıştı. Bu isyanı Osmanlıların bastırmakta neden başarısız olduğu üzerine uzun uzun tartışılabilir ama 19. yy’ın devamında ve 20. Yy’ın ilk çeyreğinde yaşananlar bize gösterdi ki Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselen milliyetçilik akımının doğurduğu azınlık isyanlarının üstesinden gelecek kapasitesi yoktu fakat dış faktörler ve diplomasinin de bu başarısızlıklarda payı vardı çünkü Düvel-i Muazzama (Avrupalı Büyük Güçler) özellikle söz konusu Yunanistan olduğunda daima Türklerin karşısında yer alıyordu. Yunanistan’a karşı ise çok lütufkardılar.

Bunun en önemli sebebi belki de Avrupalıların Yunanistan’a karşı duydukları romantizmdir. Ne de olsa Antik Yunan medeniyeti Avrupa medeniyetinin başlangıcıdır. Böyle bir mirasın evlatlarının “Barbar Türklerin” yönetimi altında olması kabul edilemezdi.

Avrupalıların Yunanlıları himayesi en başta Yunan İsyanı ile başladı. Dönemin Osmanlı sultanı II. Mahmud, isyancıların üstesinden gelemeyince Mısır’dan yardım talep etti ve Mısır’dan gelen takviye kuvvet sayesinde Osmanlılar isyanı bastırmaya başladı. Tam bu noktada Avrupalılar duruma müdahil oldu İstanbul’a bir nota vererek derhal Yunanistan’ın bağımsızlığının tanınmasını istediler. İstekleri kabul görmeyince İngiltere, Fransa ve Rusya’dan müteşekkil bir müttefik donanma Akdeniz’e inerek, Navarin’de, Osmanlı donanmasını tamamen yok etti. Peşine Rusya da savaş açınca mecburen Yunanistan’ın bağımsızlığı 1832’de tanınmış oldu. Yunanistan bağımsızlığını kazandığında Mora Yarımadası ve biraz kuzeyinden ibaretti yani şu an bile nispeten küçük bir ülke olan Yunanistan’dan çok daha küçük bir devletti. İlerleyen on yıllarda ise -çoğu Avrupalıların peşkeş çekmesi sayesinde olmak üzere- tam beş kez topraklarını Türkiye aleyhinde genişletti.

İlk genişleme 1864 yılında gerçekleşti ve İyon Denizi’ndeki adalar Britanya tarafından “hediye edildi”. Sonrasında 93 Harbi’ndeki yenilgimizin bir bedeli olarak Teselya’yı 1880’de Yunanistan’a bıraktık.

1897 yılına gelindiğinde ise Türkiye ile Yunanistan arasında bir başka anlaşmazlık savaşa dönüştü. Yunanistan yayılmacı politikasının bir sonucu olarak Epir ve Girit’te hak iddia edip Girit’e bir savaş gemisi yollayınca savaş çıktı. 19 Şubat günü Türk kuvvetleri Teselya sınırını geçip Yunanistan’a girdi. Osmanlı ordusunda yıllardır devam eden modernleşme ve batılı eğitimin müspet sonuçları bu savaşta ortaya çıktı ve askerler Teselya bölgesini de geçip Atina’ya ilerlemeye başladılar. Bunu öğrenen Avrupalılar dehşete kapıldı ve olaya hemen müdahale ettiler, hatta Rus Çarı II. Nikolay bizzat kendi ağzından Sultan II. Abdülhamid’e bir telgraf çekerek derhal ordunun ilerlemesinin durdurulmasını istedi. Savaş ertesi yapılan antlaşmaya göre Yunanistan yüklü bir tazminat ödese de Osmanlılara savaşta aldıkları Teselya bölgesini boşalttırdılar ve tekrar Yunanistan’a verdiler. Üstüne Girit’e de özerklik verildi ki bu gelecekte Girit’in Yunanistan’a bağlanmasının yolunu açtı.

Saray Ressamı Zonaro’nun 1897 Yunan Harbi’ni anlatan tablosu

Takvimler 1912 yılını gösterdiğinde Balkan ülkeleri müttefik olup peş peşe Türkiye’ye savaş ilan ettiler. İttihatçıların diplomasi bilmezlikleri ve içerdeki politik kutuplaşma orduya da tesir edip disiplini bozması neticesinde Avrupa Türkiyesi 4 Balkan ülkesi arasında paylaşıldı. Bu savaş sonunda Yunanistan Epir, Makedonya, Girit’i alırken diğer birçok adayı da meşhur Averof zırhlısıyla ele geçirdi. Geriye kalan 12 adalara da birazdan değineceğim.

1912 Balkan Savaşı ile Türkiye’nin kaybettiği topraklar.

I. Dünya Savaşı’nda Yunanistan İtilaf devletlerinin yanında savaşa katılsa da fiili olarak Türkiye ile savaşmamasına rağmen İngiltere Yunanlıların İzmir’i işgal etmesine izin verdi hatta teşvik etti. Yunanistan bu sefer boyunu çok aşan bir işe girişip Küçük Asya’da (Anadolu) işgallere başlayarak genişleyeceğini sandı. 1920 Sevr Antlaşmasına göre zaten Doğu Trakya Yunanistan’a bırakıldı. İzmir içinse beş yıllığına Yunanistan’a bırakılmasını öngören bir hüküm vardı. Beş yılın sonunda yerel parlamento halk oylamasına başvuracaktı. Çıkan sonuca göre Türkiye veya Yunanistan’a bırakılacaktı ama neyse ki bunlara gerek kalmadı ve M. Kemal Paşa komutasındaki kuvvetler Yunanlıları Anadolu’dan süpürdü. Artık Yunanistan’la her çatışmamızda tepemize kabus gibi çöken Çarlık Rusya yoktu ve yeni Sovyet Rusya da Türkiye’yi desteklemişti.

Yunanistan tüm bunlardan sonra son bir kez daha genişletti topraklarını. Cezayir-i Bahr-i Sefid adaları yani “On İki Ada” Yunanistan’a geçti fakat Türkiye’de yaygın bilinen şekliyle Birinci Dünya Savaşı’nın ertesinde değil İkinci Dünya Savaşı’nın ertesinde 1947 yılında İtalya’dan Yunanlılara geçti. Bu adaların İtalya’nın eline geçici olarak geçmesi 1911 Türk-İtalyan Savaşı (Trablusgarp) ertesindeki antlaşmayla gerçekleşmiştir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki Sevr Antlaşması’nın 112., Lozan Antlaşması’nın 15. Maddelerinde ise Türkiye’nin adalardaki tüm haklarından İtalya lehine feragat ettiğine dair hükümler vardır. Yani o adaların Yunanistan’a devriyle Türkiye Cumhuriyetinin doğrudan hiçbir alakası da yoktur.

Aslında son Türk-Yunan savaşından sonra iki ülke arasındaki ilişkilerde iyileşme görülse de yalancı bahar kısa sürmüştür ve 60’larda Kıbrıs problem teşkil etmeye başlamıştır ve o günden bu yana Türkiye ile Yunanistan’ın gergin veya her zaman gerilmeye hazır ilişkileri olmuştur. Günümüzde Doğu Akdeniz’de devam eden gerginliklerde bugüne kadar yapılan açıklamalardan anladığımız kadarıyla Avrupalılar her zaman olduğu gibi yine geleneksel Yunanistan’ı himaye politikasına devam edeceğe benziyor.

Kaynak:

Richard Clogg, Yunanistan’ın Kısa Tarihi, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2015

Atakan Çelik

Ben Atakan, 21 yaşımdayım. Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümü öğrencisiyim. Çocukluğumdan beri araştırmacı bir ruha sahibim. Tarih ve diğer beşeri alanlarda okumak ve öğrenmek ise en büyük hobim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: