İsrail ve Filistin Arasındaki Gerilimin Tarihçesi

Filistin’de Osmanlı Yönetimi

Yavuz Sultan Selim, Maraş’tan Kahire’ye kadar uzanan geniş coğrafyayı 1 yıl içerisinde fethetmiştir. Filistin, Memluklar döneminde de, Osmanlı döneminde de bugünkü ismiyle anılmamıştır.  Bilad-ı Şam, yani Şam’ın beldeleri anlamına gelen isimle anılmaktadır. Bugünkü Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin topraklarını içerisine bulunan bir bölgedir.  Bilad-ı Şam (Filistin) Osmanlı yönetiminde 4 asır kalmıştır. 1. Cihan Harbi’nden sonra İngiliz mandasına girmiştir.

Semavi Dinler ve Kudüs’ün Önemi

Önce Musevilerin yaşadığı, sonrasında Hristiyanların hüküm sürdüğü en son olarak da Hz. Ömer döneminde başlayan İslam fetihleriyle Müslümanların hakimiyetine giren Kudüs, üç semavi din için de önem arz etmektedir.

Bugünkü İsrail ve Filistin’in bir kısmı Yahudilerin anavatanıdır ancak Yahudiler tarih boyunca sürgüne mahkum edilmiş ve dünyaya yayılmışlardır.

Müslümanlar içinse Hz. Muhammed’in Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ yı ilk kıble olarak göstermesi bu coğrafyayı kutsallaştırmıştır.

Filistin’e Yahudi Göçlerinin Başlaması

Yahudilerin anavatanlarına ilk geri dönüşü 17. Ve 18. Yüzyılda İspanya’daki Sefarad Yahudileri ile gerçekleşmiştir. 19. Yüzyılda Yahudilerin Hristiyanlar tarafından sürekli olarak tartaklanması, hor görülmesi ve dışlanmasıyla Doğu Avrupa (Rusya, Polonya) ve Orta Avrupa’dan göçler başlamıştır. Avrupa’dan devamlı gelmekte olan Yahudileri Araplar istememiş ve bu duruma karşı çıkmıştır. Osmanlı bu duruma el koymuş ve Rusya’dan gelen Yahudi göçlerini durdurmuştur. Rusya’dan ayrılan 2 buçuk milyon Yahudi ise Amerika, Güney Amerika ve Kanada’ya göçmüşlerdir. Bu ekibin içerisinden yalnızca sayısı 30-40 bini bulmayan bir topluluk Belad-ı Şam’a (Bugünkü İsrail) göçmüştür. Ancak ilerleyen yıllarda Nazi zulmü artmaya başlayınca göç sayıları da arttı.  

Yahudi göçmenler

Siyonizm Nedir? Bu Fikir İlk Kimden Çıkmıştır?

Siyonizm, eski Yahudi topraklarında asırlar sonra yeniden bir Yahudi Devleti kurma fikrini savunan ve destekleyen, Yahudi milliyetçiliği temelli bir ideolojidir. 1799’da Fransız General Napolyon Bonapart Osmanlı yönetimindeki Filistin topraklarında yeniden bir Yahudi devleti kurulma fikrini ilk olarak ortaya atan kişidir.

Fransız General Napolyan Bonapart

Birinci Siyonizm Kongresi 1879

İsviçre’nin Basel Şehrinde Birinci Siyonizm Kongresi toplandı. Gazeteci Theodor Herlz’in yazdığı ‘’Der Judenstaat’’ yani Yahudi Devleti isimli kitabı ve fikirleri tartışıldı. Avrupa’da yaşanan Yahudi düşmanlığı yeni bir Yahudi Devleti kurma fikrini ortaya çıkarıştı. Kongrenin sonunda Basel programı yayınlandı ve Filistin’de bir Yahudi Devleti kurma kararı alındı.

Filistin’in Osmanlı’ya İhaneti – Arap Ayaklanması

1.Cihan Harbi’nin başında Osmanlı cihat ilan etmişti. Ancak İngilizler bir adım önden hareket edip Filistin cephesine Arapların toplumsal yapısını çözmeleri için ajanlar göndermişti. İngiliz ajanlarının çalışmaları sonucu İngiltere Araplara altın ve bağımsızlık vaat etti. İngilizlerle birlik olan Araplar Şerif Hüseyin önderliğinde isyan başlattılar ve cephede onları savunan 50 bin Osmanlı askerini şehit ve esir düşürdüler. İsyanın sembolü olan bayrak bugünkü Filistin bayrağıyla büyük oranda benzerdir. Bayrağın orta kısmındaki kırmızı üçgen ise sözde özgürlükleri için öldürdükleri Osmanlı askerini temsil ettiği söylenmektedir. Bölgeye İngilizler girdiğinde halk büyük bir coşku ve sevinçle onları karşılamıştı. Bu olay sonrasında Filistin halkı İngiliz mandasına girmiştir (1920). Dönemin toprak sahibi olan bazı şeyhler ve köy ağaları ise bölgesel olarak topraklarını Yahudilere satmıştır. Bu durum sonradan Yahudilerin işgalini perçinlemiştir.

Filistinli isyancılar ve isyanın sembolü olan bayrak.

Balfour Deklarasyonu

Yıl 1917’yi gösterirken Araplarla Osmanlı’ya karşı işbirliği yapan İngiltere’nin Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Siyonistlerin önderi Lord Rothschild’e bir mektup gönderdi. Bu mektupta Flistin’de Yahudiler için bir vatan kurulması vaat edilmişti. Bu mektup Balfour Deklarasyonu olarak kabul edilmektedir.

Arapların İngilizlere İsyanı

1922’de bölgedeki Yahudiler nüfusun %11’ine ulaşmıştı. Yahudi göçüne başından beri karşı olan Filistin halkı İngiliz mandasına karşı sivil itaatsizliğe başladı. Filistinliler 1929’da ilk ateşi sıktı ve kanlı çatışmalar başladı. 133 Yahudi Filistinliler tarafından,  110 Filistinli de İngiltere polisi tarafından öldürüldü. Çatışmalar çözüme ulaşmadan 1938’e kadar sürdü ancak İngiltere’nin takviyesiyle bir süre bastırıldı.

1920’den 1947’ye kadar Filistin’i idare eden İngiltere geri çekilme kararı aldı. 1948’de İngiltere mandasının geri çekilmesiyle durumu Birleşmiş Milletlere devretti.

İsrail Devleti’nin Kuruluş ilanından bir kare

İsrail Devleti’nin Kuruluşu

14 Mayıs 1948’de Tel Aviv’de resmi olarak İsrail Devleti’nin kurulduğu ilan edildi. 2 bin yıl boyunca kurulan ilk Yahudi Devleti’ydi. İsrail’in kuruluşuna karşı çıkacak bir Arap tarafı henüz yoktu.

Yıl 1969 olduğunda FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) kuruldu. El Fetih orduları olarak bilinen başında Yaser Arafat’ın bulunduğu ekip bu örgütün başına geçti ve Ürdün’de İsrail’e büyük kayıplar verdirdi.

6 Gün Savaşları

İsrail ve komşu Arap ülkeler arasında gerginlik artmıştı ve 5 Haziran 1967’de 6 Gün Savaşları başlamıştı. Bu 6 günde Orta Doğu’da büyük değişiklikler oldu. İsrail, Mısır’dan Gazze ve Sina Yarımadası’nı Suriye’den de Golan Tepeleri’ni aldı. Ürdün kuvvetlerini ise Batı Şeria ile Doğu Kudüs’ten çıkardı. İsrail bu savaştan zaferle çıktı.

Mahmut Orhan remixiyle tanıdığımız Colonel Bagshot grubuna ait bu şarkı, 6 gün savaşlarını anlatmaktadır.

1973 Yom Kippur – Ramazan Savaşı

Yom Kippur(Kefaret Bayramı) Yahudilerin en önemli dini bayramıdır. Savaş o döneme denk gelmiştir. Mısır ve Suriye başlangıçta Sina Yarımadası ve Golan Tepeleri’nde ilerleme kaydetti. Ancak 3 hafta süren çarpışmalar sonucunda İsrail bu ilerlemeyi püskürtüp 1967’de imzalanan ateşkesi ihlal etti ve Golan Tepeleri’ni aşarak Suriye’nin içerisine doğru ilerlemeye devam etti. Güç gösterisinin ardından geri çekildi. Mısır ve Suriye toplamda 8 bin 500 asker kaybetti. İsrail ise 6 bin asker kaybetti.

1977’de İsrail’de sağ cenah güçlenmeye başladı. 1948’den beri İşçi Partisi’nin iktridar olduğu İsrail’de dengeler değişiyordu. Buna rağmen Arap cephesinde ilginç olaylar oluyordu. Başlattığı Yom Kippur savaşının üzerinden henüz 4 yıl geçmişken Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat 1979’da İsrail ile barış imzaladı. Bu durum İslam coğrafyalarında büyük yankı ve öfke uyandırdı. İsrail’i ilk tanıyan Arap Lider Sedat, 1981’de Mısır ordusunun İslamcı kesimi tarafından öldürüldü.

1982 İsrail’in Lübnan’nı İşgali

FKÖ’nün saldırılarından korunmak için Lübnan sınırına asker çıkaran Ariel Şaron orduyu Beyrut’a kadar sokarak Lübnan’ı işgal etti. FKÖ milisleri tamamen çekilince Filistin kampları başıboş kaldı. Bölgedeki Hıristiyan Falanj milisler, İsrail’le ittifak yaparak Filistin kamplarında büyük bir katliam yaptı. Ariel Şaron’un bu duruma tepkisiz kalması bazı taraflar tarafından savaş suçu olarak görüldü.

1987-93 İntifada

Gazze Şeridi’nde İsrail işgaline karşı intifada, yani kitlesel ayaklanmalar başladı. Kısa sürede Batı Şeridi’ne yayıldı. İsrail polisine taş ve sopalarla saldıran Filistinlilere, İsrail silahla karşılık verdi ve büyük kayıplar yaşandı.

1993 Oslo Görüşmeleri- Barış Dönemi

İşçi Partisi’nin iktidara gelmesiyle kuvvetli bir barış süreci başladı. FKÖ ve İsrail tarafı Norveç’in Sarpsborg kasabasında barış antlaşması imzaladı. Filistinliler İsrail’in işgal ettiği topraklardan aşamalı olarak çekilmesiyle İsrail Devleti’ni tanıyacağını kabul etti.

İlkeler Deklarasyonu

İsrail ve FKÖ bu anlaşmayı Kahire’de imzaladı. İsrail, Gazze Şeridi’nin çoğunu terk ediyordu. Sadece Yahudi yerleşimleri ve etraflarındaki arazilerde İsrail varlığı sürecekti. Batı Şeria’da ise Eriha kentini Filistinliler’e bırakıldı.

Bu süreçte Filistin cephesinden bombalı intihar eylemleri geliyor ve onlarca Yahudi sivil ölüyordu. İsrail cephesinde de sağ kesim barış görüşmelerini baltalıyordu. Baru Goldstein namaz kılan 29 sivili makinalı tüfekle öldürdü.

İkinci Oslo Görüşmeleri

Bu görüşmenin Batı Şeria’yı üçe bölen maddeleri şu şekildeydi:

A Bölgesi: Batı Şeria’nın %7’sini kaplayan bölge, Doğu Kudüs ve El Halil haricindeki belli başlı yerleşim merkezlerini tam olarak Filistin idaresine bırakıyor.

B Bölgesi: İsrail ve Filistinlilerin ortak kontrolüne bırakılan bu bölge Batı Şeria’nın %21’ini oluşturuyor.

C Bölgesi: İsrail bölgeyi kontrol altında tutacaktı, aynı zamanda da tutuklu Filistinlileri serbest bırakacaktı.

Bu durum Filistin cephesi tarafından çok olumlu karşılanmadı. İsrailli dinciler ise ‘’Yahudi toprağı’’ dedikleri yerlerin teslim edilmesine öfkeliydiler. Nitekim bu öfke aşırı sağcı bir Yahudi tarafından İsrail Başbakanı Yitzak Rabin’in suikasta kurban gitmesine sebep oldu.

Hamas Örgütü intihar eylemleri düzenlemeye devam etti. İsrail buna karşılık Lübnan’ı üç hafta süreyle bombaladı. Tırmanan gerginlikler ve karışıklık yıllarca devam etti.  2006’da İsrail Gazze’den çekildi. İsrail çekilmesi üzerine Filistinli gruplar El Fetih ve Hamas destekçileri olmak üzere ikiye ayrıldı. İç karışıklık uzun süre sürdü.

Mavi Marmara gemisi.

Mavi Marmara

Mayıs 2010’da Gazze’ye yardım için yola çıkan İHH gemisi İsrail askerleri tarafından basıldı ve 10 Türk sivil öldü. Bu durum İsrail ve Türkiye ilişkileri kopma derecesine getirdi. Dönemin ABD başkanı Barack Obama’nın ara buluculuğuyla İsrail başbakanı Netanyahu, dönemin Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan özür diledi ve hayatını kaybeden siviller için tazminat ödeyeceğini söyledi. Bu gelişme sonrası Tayyip Erdoğan İHH hakkında ismini vermeden şu açıklamayı yapmıştı “Uluslararası bazda bir adım atıyoruz. Siz kalkıp da Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten oraya gerekli yardımı Gazze’ye bugüne kadar hep yaptık yapıyoruz. Filistin’e yaptık yapıyoruz.”

Türkiye Filistin ilişkileri:

400 yıllık Türk yönetimine ihanetin ardından Türkiye’nin her daim destek olduğu Filistin’de maalesef terör kampları bulunmaktadır. PKK ve YPG gibi terör örgütlerinin kamplaşmasına olanak sağlayan Filistin, dış politika da Türkiye ile hareket etmemektedir. Çin’in Doğu Türkistan zulmünü ve soykırımını destekleyen, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımayan da yine maalesef Filistin’dir. Yaşanan acı olaylar karşısında Filistin’e desteğini esirgemeyen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, İsrail’i kınamaktan da geri adım atmamaktadır.

Gülceren Kökce

Merhaba, ben Gülceren. İnsanı ve toplumu kapsayan her meseleyi tahkik ederim. Başlıca sosyoloji, psikoloji, sağlık, sanat ve güzel olan her şey ile ilgilenmekte, bu konularla ilgili bilgi birikimlerimi yazıya dökmekteyim. İyi okumalar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: