DENİZLERDEKİ BARIŞIN ANAHTARI: YAYCI DOKTRİNİ

Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı, Mavi Vatan kavramının geliştiricisi ve bu kavramı pratiğe döken Yaycı Doktrini’ nin sahibidir. Yaycı Doktrini’ nin sunduğu ilkeler Türkiye’ nin menfaat alanlarını genişletirken, bölge ülkelerinin de haklarını uluslararası normlar çerçevesinde koruyup, geliştirmektedir. Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanı Antlaşmasının dayanak noktası olan Yaycı Doktrini sayesinde Libya’da akan kan durmuş, Kaddafi sonrası Libya’ daki kaos dizginlenmiş ve Türkiye-Libya arasındaki ortak menfaatlerin vurgulandığı bir antlaşma doğmuştur. Bu yazının temel amacı  ise; Yaycı Doktrini’ nin neden Akdeniz ve Karadeniz’deki barışın esas anahtarı olduğunu açıklamaktır.

Bilimsel Güç

Öncelikle, Yaycı Doktrini’ni iyi anlamak ve temel dayanak noktalarını okuyabilmemiz için Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın kariyerine bakmak gerekli. Cihat Yaycı, hem mesleki hem de öğrenim hayatında oldukça interdisipliner birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Askeri eğitiminin yanı sıra ABD’de fizik ve elektronik mühendisliği alanında akademik eğitim alan ve çalışmalar yapan Cihat Yaycı, Türkiye’de ise işletme alanında yüksek lisans yapmış, doktorasını ise Uluslararası ilişkiler alanında tamamlamıştır. 2012 yılında ise Tuğamiral rütbesi ile Moskova Askeri Ateşeliği makamında diplomatlık yapmıştır.

Asker, Mühendis, Diplomat ve Akademisyen; Cihat Yaycı

Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın asker, mühendis, diplomat ve akademisyen kimliklerinin bir ürünü olarak ortaya çıkan “Yaycı Doktrini bilimsel ve hukuki anlamda oldukça zengin ve nitelikli bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır. Doktrinin vurguladığı “Mavi Vatan” haritası, Deniz Yetki Alanları ve Kıta sahanlıklarına dair hesaplamalar bir mühendis titizliğiyle ortaya konulmuştur. Uluslararası hukuk normlarına gösterilen hassasiyet ve bölgesel sahiplik ilkesi temelinde gelişen prensipler ise Doç.Dr. Cihat Yaycı’nın diplomatlık ve akademik kariyerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Yukarıda vurgulandığı üzere; Doç. Dr. Cihat Yaycı, farklı disiplinlerde eğitim görmüş hatta bu alanlarda uzmanlık yetkinliğine sahip birisidir. Yaycı Doktrini de bu bilimsel ve akademik harmoninin bir bileşkesi olarak sunulmuştur. Diğer yandan, Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın bilimsel ve askeri kimliği oldukça özgün ve muhtevası kuvvetli bir olgu yaratmıştır.

Pratik Güç

Devletler, menfaat ve çıkarlarını korumak için yetkin bireylerden fikirler alır hatta bu yetkin kişilerin ortaya attığı tezlerden, araştırmalardan ve doktrinlerden faydalanırlar. Bu doktrinler, hem ulus hem de devlet organizasyonu için ortak bir referans noktası sağlar. Diğer yandan, sürdürülebilir ve kapsayıcı politik ve askeri hamlelerin başarıya ulaşması da bu doktrinler çerçevesinde gelişir. Örneğin; 19. yüzyılda ABD, Rio Grande ve Columbia Nehirlerinin paylaşımı hususunda hukukçu Judson Harmon’un geliştirdiği “mutlak ülke egemenliğini” vurgulayan Harmon Doktrini’ni dış politika öznesi haline getirmiştir. Sert ve bencil prensiplere sahip Harmon Doktrini’ni benimseyen ABD, Meksika ve Kanada’ya su paylaşımı hususunda ciddi yaptırımlar uygulamıştır.

Cihat YAYCI tarafından çizilen Mavi Vatan haritası

Türkiye’nin menfaat noktalarını ciddi şekilde analiz eden ve bu doğrultuda bir çözüm stratejisi sunan Yaycı Doktrini ise oldukça etik ve hakkaniyetli prensipler bütünü olarak ele alınabilir. Yaycı Doktrini’nin referans noktalarından birisi “bölgesel sahiplik ilkesidir”. Bu ilke kapsamında, bölge ülkelerinin bölgeyi yönetmesi ve söz konusu alanlara sahip olması vurgulanmaktadır. Bu noktada ise; Yaycı Doktrini, bölge ülkeleri arasında ortak menfaatleri vurgulayan ve kapsayıcı politikalara zemin hazırlayan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yaycı Doktrini’nin kapsayıcılığı ve ortak menfaate dayalı pratik gerçekliği 27 Kasım 2019’da Libya-Türkiye Münhasır Ekonomik Bölge Antlaşmasıyla ispatlanmış bir gerçektir. Diğer yandan, Yaycı Doktrini, Türkiye’nin Lübnan, Mısır, Filistin ve İsrail ile arasındaki ilişkilerin gelişimi için farklı birçok aktör tarafından da ciddi bir alternatif olarak sunulmaktadır. Bu perspektiften bakıldığında; Yaycı Doktrini diğer doktrin ve paylaşım tezlerinden farklı olarak kapsayıcı, hakkaniyetli ve karşılıklı pratik kazanımları maksimize eden özgün bir alternatiftir.

Barış Gücü

Yaycı Doktrini’nin bilimsel ve pratik gücünü vurgularken yarattığı barış atmosferine de değinmek şarttır. Yukarıda da vurgulandığı üzere; Yaycı Doktrini sahip olduğu bölgesel sahiplik ilkesi, paylaşım hakkı ve ortak menfaat vurgusu sayesinde Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de ciddi bir barış alternatifi olmuştur. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin tehditkar ve yayılmacı tavrı tüm Akdeniz bölgesi için endişeler yaratmaktadır. Yunanistan kendi anakarasının on katı deniz yetki alanı talep ederken, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ise otuz katı deniz yetki alanı talep etmektedir. Bu yayılmacı ve saldırgan tavır, başta Türkiye olmak üzere tüm Akdeniz devletlerinin ülkesel bütünlüğünü tehdit etmektedir!

Küresel Barışın Anahtarı: Yaycı Doktrini

Diğer yandan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi, bölgesel sahiplik ilkesini de umursamayan bir çizgidedir. Başta ABD olmak üzere Doğu Akdeniz’e sınırı olmayan birçok Batılı devlet, Yunan ve Rum Devleti’nin yoğun çabaları sonucunda Doğu Akdeniz’de faaliyet yürütmeye ve bölgesel bir aktör gibi davranmaya başlamıştır. Farklı aktörlerin bölgeye müdahil olmasıyla birlikte Akdeniz ülkeleri arasında dengesizlikler ve politik çatışmalar meydana gelmektedir.

Yaycı Doktrini ise bu kışkırtıcı tavrı tasvip etmemekle birlikte Doğu Akdeniz ülkelerinin tarihsel, ekonomik, stratejik ve konjonktürel çıkarlarını vurgulamaktadır. Doktrin, komşuluk ilişkisinin vurgulandığı ve ortak menfaat inşasına dayalı yapıcı bir ilkeler bütünüdür. Türkiye’nin ulusal çıkarlarını diğer ülkeler ile ortak menfaat ve komşuluk ilişkileri ekseninde ele alan Yaycı Doktrini, hem ulusal hem de küresel bazda tutarlı olan ender yaklaşımlardan birisidir. Doktrin, ilkesel ve hakkaniyetli duruşunun bir sonucu olarak bölgesel barış anahtarı olarak öne çıkmaktadır.

Politik Güç

Yaycı Doktrini, eğitimden uluslararası ilişkilere kadar oldukça geniş bir yelpazede vizyon çizmektedir. “Türkiye’nin denizcileşmesini sağlamak” şiarıyla hareket eden Yaycı Doktrini, pratik, kapsayıcı ve barışa hizmet etmek kapasitesini farklı sahalarda defalarca kanıtlamış bir olgudur. (M) Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın kompleks ve birbirinden farklı alanları kapsayan çalışmalarının nitelikli bir sonucu olan bu doktrinin devlet tarafından sahiplenmesi ve politika haline getirilmesi elzemdir.

Yaycı Doktrini, yüzlerce yıllık bir özlem olan denizcileşme özlemimizi giderecek yollara ışık tutmaktadır. Diğer yandan, Lübnan, Filistin, İsrail, Mısır ve diğer Doğu Akdeniz ülkelerinin çatışmalı ve istikrarsız durumları da barış alternatifine duyulan ihtiyacın kanıtlar niteliktedir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin tavırları ve bölge dışı aktörlerin saldırgan politikaları incelendiğinde Yaycı Doktrini, tüm Akdeniz havzasında küresel bir barışın manifestosu ve el kitabı olarak durmaktadır.

Tüm bu örnekler ve kanıtlar ışığında (M) Tümamiral Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın vizyoner kişiliği ve ilkeli duruşuyla birleşen Yaycı Doktrini, sahada hak ettiği ilgiyi görmeli, kamuoyunda gördüğü yoğun ilgiyi siyasi alanda da bugüne kadar olduğundan daha fazla görmeli ve küresel barışın fitilini ateşleyecek bu doktrin tüm zeminlerde devlet eliyle pratiğe dökülmelidir. Türk Milleti tarafından sahiplenilen Cihat Yaycı’nın fikirleri ve misyonu da Türk Devleti tarafından her alanda sahiplenilerek politik güç unsuru haline getirilmelidir…

OKUMA ÖNERİSİ; https://genclernebiliyo.com/siyaset/cihat-yayci-kimdir-feto-neden-cihat-yayciya-saldiriyor/

Şafak Yıldırım

Ben Şafak Yıldırım, 22 yaşındayım. Siyaset,ekonomi ve uluslararası ilişkiler konuları hakkında okurum. Okuduğum ve üzerine tefekkür ettiğim konuları insanlara aktarmaya çalışırım. Burada yapmak istediğim de ne bildiğimiz hakkında yaptığım tefekkürleri paylaşmak...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: