Türkiye Sosyal Devlet Standartlarını Karşılıyor Mu?

Sosyal Devlet Nedir?

 Sosyal devlet (bir diğer adıyla Refah devleti), vatandaşlarının refahı ve insan onuruna yaraşır bir hayat yaşamaları için birincil derecede sorumluluk kabul eden, vatandaşlarına gerek sosyal gerek iktisadi anlamda “refah” bir hayat sağlamak maksadıyla eğitim, ticaret, ulaşım ve belediyecilik hizmetleri gibi pek çok hizmeti ulaştırmayı amaçlayan, vatandaşları arasında fırsat eşitliği yaratılmasına özen gösteren bir devlet anlayışıdır.

 Amiyane tabir sevenler için; “devlet baba” dediğiniz zaman aklınızdan ne tür bir hizmet ve yardım geçiyorsa, sosyal devlet odur. Devlet baba arkanızı toplar, sizi eğitir, büyütür, yetiştirir, iş imkanı sağlar, para kazanmanızı ve “insan onuruna yaraşır” bir şekilde hayatınızı idame ettirmenize yardımcı olur.

Sosyal Devlet Anlayışı

 Bu hususta, ilk defa duyanlar ve içeriğini tam olarak bilmeyenler için belirteyim ki bugün özellikle Avrupa’da olmak üzere dünyadaki pek çok devlet kendini sosyal devlet olarak tanımlamakta ve vatandaşlarına bu doğrultuda hizmet ve imkan sağlama gayretindedir. Sosyal devlet deyince akıllarına Komünizm, Sosyalizm, Marksizm vs. gelenler tam da burada sakinleşip okumaya devam edebilirler…

Sosyal Devlet Sunduğu Hizmetlerden Bedel Alır Mı?

 Sosyal devlet, temel ilke olarak vatandaşlarına sunmuş olduğu hizmetler dolayısıyla bedel almaz. Ancak günümüzde artan nüfus ve hizmet beklentisi gereği idare hukukunun bu husustaki temel anlayışı biraz yön değiştirmiş ve “kamu hizmetinin devamını sağlamak maksadıyla” cüzi bir miktarda bedel talep edebilir anlayışı yerleşmiştir. Örnek vermek gerekirse; bugün öğrenci kartımızla 1.75 tl ödeyerek Beylikdüzü’nden Söğütlüçeşme’ye (53 km) kadar gidebilmemiz tam olarak sosyal devletin sunduğu hizmete karşılık vatandaştan aldığı cüzi miktara örnek gösterilebilir.

 Sosyal devletin, söz konusu cüzi miktar bedeli almasında herhangi bir kâr amacı bulunmamakla birlikte, vatandaşından “temsili” bir ücret alarak kısmi bir gelir elde etmesi ve bu ödeneği diğer hizmetlerde kullanması olağandır.

Türkiye Cumhuriyeti Sosyal Devlet Midir?

 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.” ifadesi yer almaktadır. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir devlet olduğu Anayasada kabul edilmiş bir olgudur.

 Bu hususta devlet okullarına giderek almış olduğumuz ücretsiz eğitim, devlet hastanelerinde almış olduğumuz ücretsiz tedaviler Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir devlet olduğunu göstermektedir.

 Ancak, bir devletin kendisini anayasasında sosyal devlet olarak tanımlaması veya eğitim/sağlık gibi temel ihtiyaçlar hususunda vatandaşlarına destek olması, 2021 şartlarında o devletin sosyal bir devlet olduğu anlamına gelmemektedir.

 Kaldı ki dikkat ederseniz yazının ilk kısmında sosyal devleti tanımlarken; sadece eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlardan çok daha fazlasını dile getirdik ve daha da önemlisi “sosyal ve iktisadi açıdan vatandaşların refahını sağlama” konusundan bahsettik…

Türkiye Ne Kadar “Sosyal” Bir Devlet?

 Devletimizin çeşitli hizmetleri sağlamaya gayret ettiği ve sosyal bir devlet olmaya çalıştığı açık. Ancak bunu ne kadar başarabiliyor veya doğru mantıkla mı hareket ediyor? İnceleyelim…

 Sosyal devletin amacı; vatandaşlarına insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlamak, toplumsal eşitliği temin etmek, vatandaşlarının sosyal ve iktisadi açıdan refahını sağlamak ve bu hizmetleri sağlarken hiçbir ücret talep etmemek veya hizmetlerin devamını sağlamak maksadıyla “sembolik” bir bedel talep etmek dedik…

 Türkiye’de devlet; devlet okulları ve devlet hastaneleriyle vatandaşlarına ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti sağlıyor, sigorta ile vatandaşlarının emeklilik sürecinde rahat etmelerine olanak tanıyor, özellikle yollara önem göstererek ulaşımın devamlılığına etki etmeye çalışıyor. Pekala, akıllara üç soru geliyor;

  1. Belirtilen bu hizmetler 2021 yılında “sosyal devlet” sayılmak için yeterli mi?
  2. Belirtilen bu hizmetler ne kadar iyi sağlanıyor?
  3. Belirtilen bu hizmetlerden alınan bedeller “sembolik” mi?

Buyurun tartışalım…

 Çağımız; nüfus artışının yaşandığı, iş bulma problemlerinin tavan yaptığı, insanlar arasında eşitliğin sağlanamadığı bir çağ olduğu gibi, aynı zamanda yaşam standartları bakımından eskiye oranla oldukça farklı beklentilere sahip olduğumuz bir dönemden ibaret. Bu nedenle günümüzde sosyal devletin görevleri arasına sadece yaşamsal faaliyetleri sağlamak değil, vatandaşına müreffeh bir hayatı sunmak, teknoloji ve uzay çağına ayak uydurmasını sağlamaktan da geçiyor. Demek istediğim, her ne kadar güzide memleketimiz hala insanların kavgada birbirlerini bıçakladığı “yavru teksas” olsa da; modern dünyada insanlık “hayatta kalabilme” amacını çoktan garantilemiş ve farklı ihtiyaçlar peşinde koşuyor durumda…

 Ancak özellikle ülkemizdeki sosyal devlet anlayışına baktığımızda, devletin sağlamış olduğu hizmetlerde insan onuruna yaraşır bir yaşam kalitesi sunmaktan çok “ölmesinler yeter” mantığının olduğu aşikar…

 Liseyi tamamlayana kadar devlet okullarından almış olduğumuz eğitim ne kadar iyiydi? Devlet üniversiteleri ne kadar iyi? Devletin vermiş olduğu eğitimle, herhangi bir özel kurstan faydalanmadan devlet üniversitesi kazanan öğrenci sayısı % kaçtır? Anayasa profesörü Kemal GÖZLER,Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” başlıklı makalesinde, ülkemizdeki üniversitelerde akademinin, akademik eserlerin ve üniversite öğrenciliğinin ne kadar içinin boşaltıldığını belirtirken; Türkiye’de sadece bir yılda 7 milyon 750 bin üniversite öğrencisi olduğunu, ancak nüfusu 83 milyon olan Almanya’da 3 milyon 43 bin, nüfusu 67 milyon olan Fransa’da 2 milyon 480 bin üniversite öğrencisi olduğunu, eğitimin içinin boşaldığını, eğitimde nitelik değil de niceliğe bakıldığını ve eğitim amacımızın sadece diploma dağıtmaktan ibaret olduğunu vurguluyor… Bu hususta çok kuvvetli bir kaynak göstererek düşünelim, Türkiye’deki ilköğretimden üniversiteye verilen eğitimin mantığı, vatandaşlara “eğitim” sağlamak mıdır? Yoksa tek amaç asgari düzeyde bir eğitimle “aman isteyen diplomayı alsın” mantığı mıdır?

Online Eğitimde fırsat eşitliği maalesef yok ama birçok siyasi figür tarafından çözülmeye çalışıyor. Taylan Yıldız onlardan sadece bir tanesi.

 Pandemi döneminde eğitime öğrencilerin % kaçı katılabildi? Sosyal devlet vatandaşları arasında fırsat eşitliği yaratıyordu… İktisadi alandaki eşitliği geçtim, memleketteki çocuklar eşit bir şekilde derslere katılabildi mi? Buradaki hizmet sağlama çabaları tüm çocukların kesintisiz olarak eğitimlerine devam etmeleri miydi, yoksa “aman eğitim devam etsin de” mantığı mı vardı?

 Emeklilikte 2000 yılı sonrası SSK tarafından verilen emekli aylığı 1.500 TL… Burada verilen emekli aylığı, ömrünün aktif kısmını çalışıp sisteme katkı sağlayan vatandaşın “son yıllarını” rahat geçirmesini sağlamak mıydı, yoksa “bi’şeyler verelim de” mantığı mı vardı?

Pandemi Sürecinde Devlet Yardımları

Avrupa’da bulunan devletlerin Covid-19 sürecinde vatandaşlarına sunmuş olduğu destek paketlerini inceleyelim;

  1. Japonya – 2.2 Trilyon Dolar
  2. ABD – 2 Trilyon Dolar
  3. Almanya – 825 Milyar Dolar
  4. İngiltere – 430 Milyar Dolar
  5. Hindistan – 265 Milyar Dolar
  6. Fransa – 120 Milyar Dolar
  7. Türkiye – 15 Milyar Dolar

Pandemi sürecinde esnafa sunulan teşviklerin miktarını dikkate aldığınızda, özellikle dükkanları aylarca kapalı kaldığı halde kira ve vergi (vergiler iptal olmadı…) ödemek zorunda kalan esnafa aylık 750 tl kira yardımının mantığı yukarıda verdiğim örneklerden farklı mıydı?

İdari Hizmetlerde Sembolik Bedel

 Sosyal devletin, sunmuş olduğu hizmetler karşılığında hiçbir bedel talep etmemesinin asıl; kamu hizmetlerinin devamını sağlamak amacıyla sembolik bedel talep etmesinin ise idare hukukuna uygun bir istisna olduğunu belirtmiştim.

 Bugün devletin sağladığı hizmetler karşılığında aldığı vergiler, size gerçekten sembolik geliyor mu? Avrasya Tüneli geçiş ücreti otomobiller için 46, minibüsler için 69 TL olarak güncellendi. Yavuz Selim Köprüsü geçiş ücreti otomobiller için 27,50 TL, minibüsler için 36,5 TL olarak güncellendi. Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti otomobiller için 147,5 TL, minibüsler için 236 TL olarak güncellendi.

 Saymış olduğum ücretler dikkate alındığında, verilen hizmetlerin temelinde “hizmet sunmak” değil; “hizmet satmak” olduğunu görüyorum… Eğer ki verilen hizmetler devletle hiçbir bağlantısı olmadan bir “şirket” tarafından sağlanmış olsaydı, muhtemelen vatandaşlardan talep edilecek miktar bunlardan daha yüksek olmazdı. Yap-İşlet-Devret onlar diye itiraz edeceklere özel not, verilen hizmetler kamu hizmetidir, bu hizmetin sağlanması için devletin çeşitli özel şirketlerle yapmış olduğu anlaşma bunun niteliğini değiştirmez, önemli olan verilen hizmet ve bedelin vatandaşa yansımasıdır.

SON

 Türkiye’nin 2021 yılının ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yalnızca asgari düzeyde yaşam standartlarını sağlama üzerine kurulu sosyal devlet anlayışına ilişkin eleştirim, yalnızca günümüzdeki hükümete ilişkin bir eleştiri değildir. Ne yazık ki bu problemler, tarih boyunca “bozuk” devlet anlayışımız sebebiyle süregelmiş ve hala devam etmektedir.

Böyle gelmiş böyle gider, Türkiye’de böyledir, burada devlet vatandaşa bakmaz; vatandaş devlete bakar…

Burada baba olan vatandaştır…

Emre Yıldırım

Herkese selamlar ben Emre YILDIRIM. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum, 23 yaşındayım ve hala İstanbul'da avukatlık yapmaktayım. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi öğrencisiyim. Bazı şeyleri içimde tutunca başım ağrıyor, ben de hayatta kalmak adına sizlere yazıyorum...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: