Liyakat Problemi

Geçenlerde Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç şöyle bir cümle söyledi “Dünya GAFAM’dan (Google, Amazon, Facebook, Apple, Microsoft) büyüktür. Bu GAFAM’ın muadillerini yapmamız gerekiyor.” Hedef koymak ve ilerlemek sadece ülkeler için değil ayrıca insanlar için çok iyi bir şeydir. Lakin güçlü bir liyakat sorunu varken gerçekçi olmayan hedefler koymak hayalperestlikten başka bir şey değildir. Bu yazımda bu liyakat sorununu bazı videolarla destekleyerek açıklamaya çalışacağım.

Belki klişe olacak ama bir ülkede önemli olan iki şey vardır. Birincisi adalet diğeri ise eğitim. Belki de eğitim adaletten daha önemlidir çünkü eğitimle birlikte adaletin ne olduğunu öğretiriz. Durum böyleyken bazı şeyleri çözmeden hayal kurmak bizi maalesef iyi bir noktaya götürmeyecek.

Fotoğraf Akademik Ahlak Türkiye‘den alınmıştır.

Mesela bazı sorunlara bakalım;

1-) Giderek artan intihal vakaları

2-) Akademik sahtecilik vakaları

3-) Sahte dergilerde yayın yapan akademisyenler

4-) Liyakat ilkelerine göre şekillenmeyen akademik kadrolar.

Şimdi şunu sorabilirsiniz bu ülkenin tek sorunu akademi mi? Neden hep buraya yöneldin. Sabırlı olup anlatacaklarımı okursanız bunun nedenini anlarsınız.

İntihal Nedir?

Lafı evelemeye gevelemeye gerek yok intihal akademik bir suçtur. Başkasının ürettiği/düşündüğü herhangi bir materyali çalmaktır. Cezası ise çok büyüktür. İntihal sadece yapan kişiye zarar vermez ayrıca o ülkenin akademik toplumuna da zarar verir. Çünkü insanlar şunu fark eder. İnsanlar kolay bir şekilde intihal yaparak başarıya ulaşırken neden uğraşıp bir fikir üreterek kendilerini yorsunlar ki gibi bir düşünce ortaya çıkar. 

Mesela günümüzden bir örnek vermek gerekirse şu an Boğaziçi rektörü olan Melih Bulu’nun tezinde %20 intihal var olduğu tespit edildi. Ne kadar literatür taramasında olsa bile bu intihaller intihaldir. Siz bir üniversite sınavında intihal yaptığınızda direkt 0 alırsınız hatta disiplin suçu başlatılır unutmayın. Peki biz bir sınav da (tez bile değil) intihal yapınca ağır cezalar çekiyorsak başka insanlar neden bu cezaları çekmiyor? Altını çizmek istiyorum Melih Bulu bunu yapan tek insan değil daha niceleri var ben sadece güncel bir örnek diye verdim.

Akademi değersizleşiyor mu?

‘’Akademi değersizleşiyor mu?’’ dünyanın her yerinde sorulan bir soru olma yolunda gidiyor. Hızla gelişen dünya üniversite de öğrendiğimiz şeylerin eskimesine sebep açıyor ve günceli yakalamakta zorlandığımızı söyleyebiliriz. Yani bu bakımdan belki de değersizleştiğini söyleyebiliriz ama bu oldukça sığ bir bakış açısıdır. Çünkü üniversite (veya akademi) size bir şey öğretmez size bir şeyin nasıl öğrenilebileceğini öğretir yeni ufuklar açar.

Türkiye’de durumu incelemeye kalktığımız da biraz hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Bunun sebebi üniversitelere olan bakış açısıdır. Diplomayı bir iş anahtarı olarak düşünürseniz yozlaşma başlar. Türkiye de durum budur. Herkes diplomayı bir iş anahtarı olarak düşünüyor ve kendi çıkarlarını düşünerek hareket etmeye çalışıyor. Bugün buna unvanlarda dahildir. Unvanlar arttıkça maaşınız artar ama sizin düşünceniz maaşınız artması mı olmalı yoksa çalışmalarınızın değerinin artması mı? Bunu bir düşünmemiz lazım. Maalesef insanların birçoğu böyle düşünmüyor. Bunu şu video ile örnek vermek istiyorum.

Peki bu zihniyetin topluma etkisi nedir? Hep akademiden örnek vermem belki de insanları rahatsız edebilir ama maalesef bence çok büyük etkisi var.

Yozlaşmış Toplum

Yine güncel bir olaydan örnek vererek başlamak istiyorum. Hakkari üniversitenin rektörü 2016 yılında Hakkari üniversitesine kendi oğlunu araştırma görevlisi olarak atamış. Belki cidden hak etmiştir diyebiliriz ama önündeki 28 adayı neden elediklerini belirtebilirlerse bir nebze hak verebiliriz.

Bu tür durumlar sadece akademide olmuyor maalesef. İnsanlar bu tür olayları gençken görüp iş hayatında da aynısını yapmaya başlıyorlar. Çünkü bu tür insanlar ceza almıyor hatta terfi alıyorlar! (Ömer Pakiş 2021 yılında tekrar Hakkari üniversitesine rektör olarak atandı.) Olay böyle olunca siz nasıl adaletli bir toplum bekleyebilirsiniz ki? Adaletin, ahlakın öğretilmesi gereken kurumlarda böyle adaletsizlik varken toplum nasıl yozlaşmasın?

Liyakat eksikliği gençleri nasıl etkiler?

Liyakat eksikliği sadece gençleri tüm toplumu etkiler ama şunu unutmayın her siyasetçinin dediği gibi gelecek gençlerdir lafı burada önemli rol oynamaktadır. Liyakatsizliğin olduğu yerlerde gençlerde harcanır gider. Bu her harcanır giden genç ise ülkenin kara lekesidir. Uzun süredir sosyal medya da var olan bir örnekle bu durumu göstermek istiyorum.

“Doktora yapıyorum kabak çekirdeği satıyorum.. İlkokul veya lise mezunlarının amir, memur, başkan, milletvekili ve çeşitli görevlere geldiği ülkede, yüksek lisans doktora mezunları boş geziyor. Sizce bu adaletli mi?” Bu cümleler her şeyi açıklamaya yetmiyor mu? Açıkçası bunu daha önce de görmüştüm ve yine aynı içtenlikle canım acıdı ama bunun altında alıntılı tweetlere bakınca daha bir canım acıdı.

Sonuç

21 yaşında bir üniversite öğrencisi olarak samimi bir şekilde Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç’a şunu sormak istiyorum. Şu an böyle bir tablo varken nasıl GAFAM kadar büyük şirketler kurmayı planlıyoruz?  Aynı samimiyetle siyasilere de şunu sormak istiyorum. Her seçim yaklaştığında gençler bu ülkenin değerleridir gibi beylik sözler söyleniyor ama samimi bir şekilde bu problemleri çözmeye çalışan siyasetçi sayısı bir elin parmağını geçmez. Umarım bu sorunların daha çok tartışıldığı ve çözüldüğü bir Türkiye de tekrardan görüşürüz.

Barış Karakiraz

Merhaba ben Barış Karakiraz. Siyaset bilimi ve Uluslararası ilişkiler öğrencisiyim. 21 yaşındayım, İngilizce ve Rusça konuşabiliyorum. Küçüklükten beri oyun ve teknolojiye, bölümüm nedeniyle de Türk ve Rus siyasetine ilgim var. Bildiklerimi anlatmayı seven ve sabahtan akşama kadar tartışabilen gıcık insanlardan biriyim. Instagram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: