Ekonomi Bakanının Döviz Kuru Önemli Değil Açıklaması ve Kur, Enflasyon Eleştirisi

Biliyorsunuz ki 2018’den bu yana her yılın eylül ayında açıklanan ekonomik planların bir yenisi açıklandı. Tabii hayatımızı her yerini etkileyen covid-19 virüsü ekonomik planlarımızı bir nebze sekteye uğrattı. Bakanımız ne kadar en az etkilenen üç ülke arasında bulunacağız dese de göz var nizam var. Her ülke gibi bizim ekonomimiz bu virüsten etkilendi.

Bu plan açıklanırken bakanın yaptığı bir açıklama tüm dikkatleri üzerine topladı. Sayın Berat Albayrak yükselen döviz kuruna karşılık şunları söyledi  “Kur benim için şu anda hiç önemli değil, ben hiç işin o tarafına bakmıyorum. Sanayi sağlam, üretim tarafı sağlam. Biz bu kur meselesinde, göreceksiniz, bu süreçten en kârlı çıkan biz olacağız, çünkü artık kur bizim elimizde, kurun kontrolü bizim elimizde.”

Böyle bir açıklamaya karşı kurun kontrolü bizim elimizde nasıl olur? Bunu bilmemiz için bazı terimleri bilmemiz lazım mesela döviz kuru, faiz ve enflasyon gibi. Döviz Kuru nedir? Döviz Kuru, bir birim ülke parasının diğer bir ülke parası cinsinden fiyatına, değerine denir. Döviz kurunda meydana gelen değişimlerin birçok nedeni olabilir. Bunların bazıları; ithalat, ihracat, faiz oranı, enflasyon oranı, savaş ve siyasi istikrardır

Enflasyon nedir?

Enflasyon basit bir tabir ile paranın değer kaybetmesidir. Örneğin bir kişinin 5 ay önce yurtdışından 100 Tl’ye aldığı ürünün 5 ay sonra 250 Tl olmasına kar edilmiş gözüyle değil elindeki paranın değerinin düştüğü gözüyle bakmak daha doğru olacaktır. Günümüzdeki enflasyon yüksekliğine örnek gösterecek olursak; TBMM’nin Enflasyon Hesaplayıcısına göre 2015 yılında 100 Tl’ye yaptığımız bir alışverişi 2020 yılında 178.26 Tl’ye yapmaktayız

Faiz nedir? 

Faiz bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen gelir oranıdır, sermaye sahibinin üretimden aldığı paydır. Kısaca kar anlamına gelir. Faiz oranı ne kadar yüksek olursa tasarruf arzı o ölçüde artmaktadır, faiz oranı ne kadar düşükse yatırım talebi aynı ölçüde artmaktadır.

Şimdi Türk ekonomisini etkileyen gerekirse kavga ettiren üç şeytanın tanımını ve işlevini biliyorsunuz. Biraz daha detaya inmeden önce şundan bahsedelim. Bugün hangi ekonomiciye giderseniz gidin size Türkiye’nin en büyük sorununun sürdürülebilir ekonomik model yaratılamama olduğunu söyler. Sürdürülebilir ekonomik, siyasal ,ve sosyal modeli hayata geçiremeyen ülkelerde ekonominin iç ve dış siyasetteki gelişmelere aşırı duyarlı hale gelmesi kaçınılmazdır. 

Türkiye de bunun en büyük örneği Rahip Brunson vakasıdır. 15 Temmuz darbe girişimi sorgulamalarında casus olarak şüpheli bulunan Rahip Brunson 2018 yazında ABD ve Türkiye ilişkilerini baya zora sokmuştu. Rahip Brunson ilk tutuklandığında dolar kuru 3,98 iken 13 Ağustos 2018 de dolar 7,21 seviyesine çıkmıştı. Bir siyasi olay döviz kurunu bu kadar etkileyebilir mi? Eğer sürdürülebilir bir ekonomik modeliniz yoksa evet döviz kurunuz ve paranızın değeri bu kadar etkilenebilir. Gelin sizlere söylediğimiz terimlerin birbirleriyle ilişkisini inceleyerek bugün neden hayatın pahalı olduğunu anlamaya çalışalım.

Döviz Kuru ve Enflasyon

Ülkedeki fiyatlarda görülen artışlar ihraç mallarını(yurtiçinde üretilen mal) pahalı ithal malları(yurtdışında üretilen mal) ucuz hale getirdiğinden ödemeler dengesinde açıklar oluşmaktadır. Bu durumda dövize olan talep arttığından ülke parası fazlalaşmakta ve değeri düşmektedir. Şöyle açıklayabiliriz. Döviz kuru arttığında bir enflasyon da arttığı için butik kafe sahibi olan bir birey kafesindeki kahveyi 10 liraya değil 14 liraya satmaya başlıyor çünkü döviz kurunun artmasından önceki Fiyat üretim maliyetlerini karşılamamaya başlıyor.  İşin değişik tarafı yurt dışındaki üretici için üretim maliyeti düştüğünden dolayı onların üretimi daha da artıyor ve bizim de dışa bağımlılığımız arttığı için zararımıza olsa bile ithalat yapmak zorunda kalıyoruz.

Döviz Kuru ve Faiz

Döviz kurlarının yükselmesi ülke parasının değer kaybetmesine neden olurken ihraç mallarına(yurtiçinde üretilen mal) olan talebi arttırmaktadır. Ülke mallarına olan talep artışı ülke parasına olan talep artışına da neden olduğundan ülke parasının değeri artmış olmaktadır.

Bir ülkede faiz oranı diğer ülkelere oranla daha yüksek olduğunda dövize olan yatırımlar faize yöneldiğinden ülkeye kaynak girişi olmakta, yabancılar bu ülke parasına talebi arttırdıklarından; döviz arzını arttırmak suretiyle döviz kurları düşmekte ve ülke parası değer kazanmaktadır.

Örneğin Hindistan’da faizler %1, Brezilya’da %2 Türkiye’de %5 olursa yabancı yatırımcılar daha fazla kar edebilmek amacıyla Türkiye piyasasına yatırım yapar. Bununla birlikte kur düşer, kur düşmesine bağlı olarak enflasyon da düşer. [tamamen anlaşılması için sayılar kafadan verilmiştir]

Bu yüzden birçok ekonomi ile uğraşan insan derki Enflasyonu düşürmek için faizleri arttırmalıyız. Bir zamanlar Türkiye de bu olay baya tartışılmıştı çünkü siyasi nedenlerden dolayı hiçbir siyasi parti enflasyonu düşürmek için faizleri arttırmaz. Faizler artarsa ekonomik gelişme yakalayamazsınız bu durumun adı da economic recession (ekonomik durgunluk) olur. Hiçbir siyasi parti kendi döneminde böyle bir riski göze alamaz. Lakin unutmayın bu durum yaşanmadıkça hep daha kötüye doğru gideceğiz.

Peki, şunu diyebilirsiniz Türkiye Merkez Bankası faizleri arttırmasına rağmen döviz kuru hala artıyor. Ona da şöyle bir cevap verebiliriz.

Faiz Yükseltimi ve Türkiye

Dünya merkez bankası faizleri listesinde Türkiye’nin faiz oranı 8,25 olarak görünürken aslında Türkiye’deki faiz oranı 10,39 olarak güncellendi ancak dünyaya gösterdiğimiz faiz oranı 8,25 olduğundan hala yeterli yabancı yatırımı alamıyoruz. Döviz kuru ve Faiz bölümünde bahsettiğim faiz artınca yabancı yatırımlar sayesinde kur düşüşü bu nedenle gerçekleşemiyor ve kur artışı hala devam ediyor. Bu artışı rezervlerimizi harcayarak önlemeye çalışıyoruz bu durum da insanların dövize yönelmesini sağlıyor buna bağlı olarak döviz artışı da devam ediyor.

Şimdi özetlersek Sayın bakanımızın dediği gibi döviz kuru benim umurumda değil diyemeyiz. Çünkü bizde diğer ülkelerdeki gibi uygun fiyata teknoloji ürün, araba ve ucuz gıda almak isteriz. Sürdürülebilir bir ekonomi planı sağlanmalı ve Türk Lirasının yabancı paralar karşısında daha iyi bir durumda görmek isteriz.

Elif Aktaş

Merhaba ben Elif Aktaş. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme Bölümü son sınıf öğrencisiyim, 20 yaşındayım. Boş zamanlarımı yabancı dizi izleyerek ve spor yaparak değerlendiriyorum. Aynı zamanda yeni yerler keşfetmeyi, sağlıklı yemek tarifleri denemeyi ve doğada vakit geçirmeyi seviyorum. Bölümümle alakalı olarak ekonomi haberlerini de yakından takip ediyorum. Instagram

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: