Apolitikleşmenin Politikası

Apolikleşmenin politikası da neyin nesi? Cidden böyle bir şeyin politikasından söz edilebilir mi? Neticede bu poltikadan yani siyasetten uzak durma, onunla ilgilenmeme anlamı taşırken nasıl bir politikası olabilir? Sıraladığım bu sorular kendini apolitik olarak tanımlayan ya da siyasetle ilgilenmemeyi bir tavır olarak takınan herkesin kendine sorması gereken sorulardan bazıları. Günümüzde özellikle gençler arasında apolitikleşme yükselen bir trend halini almış durumda. İnsanlar siyasilerin icraatlarına veya ülkenin içinde bulunduğu duruma olan tepkilerini siyasetten ellerini çekerek göstermeyi son derece makul bir tavır olarak görüyor. Çoğunlukla da bu tavrın doğası gereği siyasi bir tavır olduğu gerçeğinden habersiz olarak.

Siyaset dediğimiz şey işi çoğunlukla yalan söyleyerek oy toplamak olan, işi gücü yolunda, hali vakti yerinde yaşlı başlı insanların meclis kürsülerinde atışmasından ibaret değil aslında. Siyaset, esasında senin ve benim, tanıdığın herkesin nasıl eğitim göreceğine, canını ve malını nasıl koruyacağına, nasıl evleneceğine, ne kadar kazanacağına ve bu kazancının ne kadarını vergi olarak geri ödeyeceğine kadar bütün toplumsal süreçleri düzenleyen alandır. Dolayısıyla senin nasıl konuşacağına, nasıl giyineceğine, neleri okuyacağına, neleri bilip neleri bilemeyeceğine yani nasıl biri olacağına karar veren mekanizmadır. Hepimiz bir takım ülkelerde doğduk, o ülkelerin eğitim sistemlerinden geçip yontulduk, o ülkelerin ekonomisine bağlandık, o ülkenin izin verdiği içeriklere ulaştık, izin vermediklerindense habersiz yaşadık.

Bu çerçeveden bakıldığında siyaset yapma, onun üzerine düşünme ve konuşma, onu sorgulama ve değiştirmek adına gayret gösterme vatandaşlar olarak en temel hak ve ödevlerimizden biri. Çünkü hayatlarımızı şekillendiriyor, değiştiriyor, bizi her an etkiliyor. Eğer sen ilgilenmezsen onunla ilgilenen birilerinin senin hayatını şekillendirmesine müsaade etmiş olursun. Onun düşüncelerine göre yaşamak, onun söylediklerine uymak, onun belirlediği eğitim sistemi görüp onun ihtiyaç duyduğu insan gücünü karşılamak zorunda kalırsın. Sen sorgulamazsan, sesini çıkartmazsan, oy kullanmazsan üzerindeki tahakkümü yani baskıyı onaylıyorsun demektir. Sen onayladıkça o baskı bitmeyecek, baskıyı uygulayanlar kendilerinde hak görecek ve daha da yüz bulacaktır.

Çözüm Apolitiklik mi?

Hal böyleyken apoltikleşmenin yaygınlaşması, insanların ülke siyasetini belirleme noktasındaki haklarından kendi rızalarıyla el çekmesi elbette siyaseti yapanların yararına olacaktır. Özellikle de statükonun devamından en büyük çıkarı elde edecek olan iktidarların yararına. Bizler siyasete katılmadıkça onların hükümranlığı sarsılmadan devam edecektir. Bu bağlamda apolitikleşme, mevcut politikalara tepki göstermenin bir yolu değil, tam aksine mevcut politikalara karşı görüş bildirmeyerek onları dolaylı yoldan kabul etmek ve devamını sağlamaktır. Apolitikleşme statükoyu koruma, tahakkümü artırma, diktayı koşullandırmaktır. Dolayısıyla sanıldığının aksine son derece ideolojik bir yaklaşımdır.

Bütün bu bahsin ardından “oy vereceğimizi insanları belirleyemediğimiz, yine siyasilerin belirledikleri adaylar havuzundan birini tercih etmek zorunda olduğumuz demokrasilerde oy kullanmak bir çözüm değil ki” diyebilirsiniz. Haklısınız da. Ama mesele yalnızca demokrasi değil. Demokrasi diğer pek çok sistem gibi sorunlu bir yönetim şekli ve elbette kesin çözüm değil. Burada bizlere düşen şey sorgulamak, okumak ve öğrenmek. İçinde yaşadığımız sistemi eleştirebilmek, böylece kendi görüşümüzü sağlıklı bir şekilde saptayarak fikir beyan etmek. Yapılması gereken budur. Kendimizi bilgimizin olmadığı fikir akımlarının bir fanatiği olarak davranmaya zorlamak değil. Apolitikliği harika bir protest tavır olarak benimseyerek bizleri yönetenlerin ekmeğine yağ sürmek de değil. Bir birey olarak düşüncelerimiz ve haklarımız var ama hepsinden önemlisi akıllarımız var. O aklı işler kılıp sırtımızdan dünyaları kazanan, hayatlarımızın her alanına karışanları eleştirebilmeli, siyaseti ve toplumumuzu değiştirebilmeliyiz. İdeolojik düşüncelerin fanatiği olmadan, olaylara uzaktan bakabilmeliyiz.

Sahi uzaktan bakılınca apolitikleşmenin politikası olabilir mi?

Mert Pamuk

Ben Mert, 24 yaşındayım. Radyo Televizyon ve Sinema mezunuyum. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisans yapıyorum. Başta medya, iletişim kuramları, tarih ve siyaset olmak üzere gündelik hayatımızı şekillendiren konulara eleştirel bir perspektiften bakarak okuyucuyu sorgulamaya teşvik etme peşindeyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: