Mao ‘nun Ardından Çin ve Ekonomisi

Mao döneminin en önemli atılımları yeni ve köklü bir ekonomi modeli yaratımına dayanmaktadır (Rice, 1974). Mao’da tıpkı Çarlık Rusya’sı gibi ağır bir feodal süreçten geçmiş bir halkı komünist modelle tanıştırarak, kolektif üretim modeline dayalı bir pratiğin uygulanması etrafından atılımlar gerçekleştirdi (Ergenç, 2015). Bu atılımların en temel noktası ise ekonomi alanında benimsenen kalkınma planları ile yeniden şekillendirilmiştir.

Mao dönemi ekonomi oldukça katı sınırlara sahiptir (Ashton, 1992). Mao’nun ekonomi modeli tam anlamıyla devletçi bir karakterdedir. Merkezi planlamanın ana rol oynadığı bu ekonomi modelinde emredici bir katı komuta zinciri dahilinde faaliyet yürümektedir. Bu yaklaşım ise ekonominin belli çizgilerde gelişmesine neden olmuştur.

Mao, kendi geçmişi de kırsal bir kökene dayanıyordu. Mao için tarıma ve kıra dayalı bir ekonomi oldukça idealdi. (Terrill, 1999). Mao, Stalin tarzı bir sanayileşme hamlesine girişmedi (Deutscher I. , 1953). Çin’in tarihsel ve konjonktürel kimliği de güçlü bir etkendi. Beslemesi gereken büyük bir nüfusu olan Çin’in tarımsal politikalara öncelik tanıması oldukça mantıklıydı. Diğer yandan Çin, Sovyetler gibi 2.Dünya Savaşı’nda direkt mücadeleye girişmedi. Bu durum Çin sanayisinin gelişimine yansıdı (Armaoğlu, 1995).

Stalin ve Mao

Mao ve Stalin

M. Zedong’un Stalin gibi güçlü ve sanayileşmiş bir merkezi düşmanı yoktu. Mao, bir periferi ekonomisinin lideriydi. ülkesel ve ekonomik konumu, bireysel geçmişiyle de özdeşleştirmişti. Zedong, tarımsal ve kırsal büyüme üzerine geliştirdiği teoriyi pratiğe aktarıyordu (Terrill, 1999). Mao Zedong’un ekonomik planlamasını temel olarak şöyle yorumlayabiliriz; Stalin’in sanayileşme hamlelerini destekleyecek hem rakip hem de motivasyonu vardı (Deutscher I. , 1953). Mao Zedong’un ise ekonomik anlamda bölgesel bir rakibi yoktu. Yani silah temelinde geliştireceği bir sanayi atılımını motive edecek tehdit de yoktu (Ergenç, 2015).

KALKINMA DÖNEMİ VE KÜLTÜR DEVRİMİ (1953-1966)

Bu dönemi Çin ekonomisinin yeniden inşa süreci olarak yorumlayabiliriz. Ülkenin sanayi altyapısı sınırlı kapasitede de olsa merkezi hükümetin belirlediği sınırlar dahilinde gelişti. Sovyet tipi dışa kapalı üretim modelini benimsedi (Armaoğlu, 1995). Çin ekonomisi sanayi anlamındaki gelişimini SSCB’den ilham alarak sürdürmüştür (Sheng, 1992). 1953 yılında bu amaçla ilk 5 yıllık kalkınma planı devreye soktu. Çin ekonomisinin, merkezi hükümet tarafından sosyalistleştirilmesinin temeli de bu dönemde  attı (Cheremukhin, 2015).

Kültür Devrimi Propaganda afişi

Çin’in ilk beş yıllık kalkınma hamlesini detaylıca incelediğimizde sanayileşmeyi, özellikle ağır sanayinin geliştirilmesini destekleyen ve bu sayede ekonomik büyümeyi sürdürülebilir seviyeye taşımak isteyen, çizgide olduğunu görebiliriz (Bilgin, 2010). 5 yıllık kalkınma döneminin getirdiği koşulları incelediğimizde ekonomik büyümenin stabil bir seviyeye getirildiğini ve sanayileşme hedeflerinin de başarılı şekilde sürdürüldüğünü söyleyebiliriz (Cheremukhin, 2015). Mao Zedong’un miras aldığı altyapının durumu oldukça kötü hatta ilkel bir durumdaydı. Bu nedenle ülkenin temel altyapısının önemli bir kısmı sıfırdan yarattı (Feuerwerker, 1977).

SSSCB İlişkisi

Diğer yandan enflasyon da istenilen seviyelerde değildi. Fakat hem tarımsal hem de gelişen sanayi hamleleri sayesinde enflasyon rakamları oldukça düştü (Mirzezade, 2015). Mao Zedong, SSCB ile yakın ilişkiler kurdu. Bu sayede Sovyet Bloğunun ihtiyaç duyduğu ürünlerin üretimini arttırdı. SSCB’ye olan ihracatı ise ciddi boyutlarda geliştirdi (Sheng, 1992). Ülkenin, endüstriyel ve altyapı anlamında, Demir-çelik, madencilik, çimento gibi sanayi dallarına olan ihtiyacı çok yüksekti. 1949 yılında iktidarı ele geçiren Komünist Parti’nin önceki süreçten devraldığı bir altyapı ve endüstriyel kazanım yoktu.

SSCB ve Mao aynı teoriyi paylaşıyordu.

SSCB ile olan işbirliği kuvvet kazandı. Bu hamlelerde de kayda değer başarılar elde edildi (Rice, 1974). Diğer yandan dönemin gittikçe geliştiği ve ekonomik anlamda kazanımlar ve yenilikler elde ettiği süreçti. Özellikle 1950’lerin sonlarına doğru devletin ekonomideki tek egemen güç haline geldiğini rahatlıkla görmekteyiz (Ergenç, 2015). Örneğin, bu dönemde devlet şehirlerdeki üretici ve yatırımcı konumundaki insanların kamu kurumlarıyla çalışmaya zorlamaktaydı. Kırsaldaki üreticiler yani çiftçiler ise kooperatifleşme temelinde üretime zorladı (Xu, 2013). Bu kolektif temelde uygulanan politikalar ekonomik rakamlara şöyle yansımıştır; 1954 yılında çiftçilerin sadece %2’si kooperatiflere yani kolektif üretim ağına üyeydi. Bu rakam 1956’ta yani 2 sene gibi kısa bir süreç içerisinde %98 oldu (Bunner, 1969). Ekonomik rakamlar incelendiğinde, 1956 yılında tüm özel üretim alanları kooperatiflere ve “kamu-özel ortaklığı” fabrikalara dönüştü.

Büyüme Rakamları

Mao’nun ekonomik modeliyle, Çin ekonomisi 1949 yılıyla kıyaslandığında 17 kat büyüdü (Bunner, 1969). Tarım politikalarını da kumanda ekonomisi anlayışının kontrolü altında gelişti. Ciddi baskılar yapmaktan kaçınmayan devlet tarafından pratiğe döküldü. Bu baskı ve kooperatifleştirme politikalarının ekonomik sonuçları oldukça faydalı olmuştur. Çin’in bu dönemdeki tarımsal büyüme verileri incelendiğinde de bu başarının sonuçları kolayca fark edilir. 1956 yılındaki rakamlar devlet için oldukça başarılı sonuçlar doğurmaktaydı. Baskılar neticesinde kırsaldaki insanların tüm ekonomik ve sosyal hayatı değişti. 1958 yılında başlayan “Büyük Kıtlık” kırsal kesimde milyonlarca insanın ölmesine neden oldu (Ashton, 1992). Diğer yandan bu baskıcı kumanda ekonomisini iyi giden ekonomik verileri de etkilemekteydi. Kıtlıkla birlikte ekonomik durgunluk kazanımları da etkilendi.

Mao’nun tarım politikaları milyonlarca Çinliyi açlıktan öldürdü.

Kültür Devrimi

Mao Zedong bu sefer ekonomik temelden ziyade ideolojik ve kültürel alanlarda bir mücadeleye girişti. Mao Zedong’a göre; Çin toplumu hale “yozlaşmış geleneklerden” kopamamıştı. Bir program yayınlayarak “Kültür Devrimi” ismini verdiği süreci devreye soktu (Gao, 2008). 1966 yılındaki bu atılım Çin’in tüm toplumsal ve ekonomik hayatını yeniden şekillendirdi. Mao’nun geliştirdiği ekonomik hamleler etkisini yitiriyordu. Bu nedenle Mao’nun nüfuzu da kayboluyordu. Kültür Devrimi tam da bu dönemde ortaya atıldı. Radikal bir etkiye neden oldu. Kültür Devrimi, rejimin durgunlaşmasını ve büyük kitleler üzerinde etki alanını daraltmayı önledi. Rejimin bürokratik bir ağın eline geçmesinin de önünde güçlü bir engel yarattı (Rice, 1974). Halk ve devlet kurumsallığı üzerinde kontrolü arttırmayı amaçlayan Mao Zedong, Kültür Devrimi kampanyasının kontrolünü kaybetmiştir. Örneğin, kampanyanın uygulayıcısı olan “Kızıl Muhafızlar” adlı teşkilat direnç gösterenlere karşı büyük bir şiddet uyguladı. Ilımlı bir temelde ilerlemesi planlanan Kültür Devrimi tamamen zıt bir şekilde sürdürüldü (Gao, 2008).

Kültür Devrimi sırasında büyük bir terör uygulanmıştır.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Dönemine denk gelen Kültür Devrimi ekonomik tavrı da şekillendirdi. Örneğin ülke bütçesi ve ekonomik planlama ulusal savunma temelinde gelişti. Çin kalkınma politikaları daha savunmacı ve askeri odaklı bir tarz geliştirdi (Sheng, 1992). Bu gelişmeyle birlikte Çin özellikle dışsal tehditlerin hissedilir hale geldi. Kore Savaşı’nın da etkisiyle bir savaş ekonomisine geçildi. Planlama ve üretim altyapısını bu hususta daha endüstriyel hale getirmeye başladı (Armaoğlu, 1995). Mao Zedong, konjonktürel durumları da göz önünde bulundurarak geliştirdiği yeni ekonomik dinamikler geliştirdi. Başarılar süreç sonunda Mao’nun lehine yazıldı.

Kültür Terörü

Dönemin sonunda Çim sanayi ve tarımsal üretimde ulaşmayı planladığı hedeflerin de %14.1 üzerine çıkmış; Hedeflenen gayrisafi tarımsal üretim %2.2 fazla verdi. Hedeflenen gayrisafi sanayi üretimi de %21.1 oranında fazlalık verdi. Ciddi başarı yarattı (Bunner, 1969). Mao’nun ekonomik ve toplumsal gelişim sürecinde sadece 1967 ve 1968 yıllarında % 5. 2’lik bir küçülme yaşanmıştır. Diğer yandan Kültür Devriminin yarattığı terör ortamı iç istikrar oldukça sarstı. 1969 yılından itibaren başarılan önemli ekonomik büyüme rakamlarının elde edilmesine pek rastlanmamıştır. 70’li yıllarda da büyüme rakamları ortaya koyan Mao,istikrarlı üretkenlik ve büyüme hızından saptı (Ergenç, 2015).

Açlık, devlet terörü ve yoksulluk Çin halkının belini kırdı.

Öte yandan, Kültür Devrimi 1969 yılına kadar büyük bir etkiyle sürdü. Hem siyasi hem de toplumsal anlamda büyük bir kaotik atmosfer yarattı (Armaoğlu, 1995). Mao’nun bürokrasiyle hesaplaşması, ekonomik altyapının revize edilmesine neden oldu. 1970’lerin ortalarına kadar etkisini sürdürdü. Bu yenilenme ve örgütlenme düzeni Mao’nun sağlık sorunlarını arttırdı. Diğer politik aktörlerle yaşadığı iktidar mücadelesi 1976 yılına gelindiğinde tüm seyrini değiştirdi. Mao, 9 Eylül 1976 yılında öldü. Ardından Komünist Partisi’nin başat aktörleri büyük bir güç çatışmasına girdi (Ergenç, 2015)

MAO SONRASI DÖNEMİN BAŞLANGICI ( 1976)

Deng Xiaoping

Mao öldükten sonra Çin’de kısa süreli siyasi karmaşa dönemi başlamıştır. 1976 yılındaki ölümünün ardından Çin Komünist Partisi’ndeki başat önderlerin arasında Mao sonrası için güç paylaşımı mücadelesi başladı (Shambaugh, 1995). Bu sürecin taraflarından birisi Mao’nun eşi ve karşı kutup ise Mao’nun sadık yoldaşlarından ve Komünist Parti’nin önemli kurmaylarından olan Deng Xiaoping’di. 1978 yılında bu siyasî karmaşa döneminden galip çıkan Deng Xiaoping, 2 yıllık mücadelenin ve parti içi yoğun kamplaşmadan galip çıkarak liderlik makamına geçmiştir (Bilgin, 2010). Deng, yönetimiyle birlikte Çin ekonomisinde yeni bir dönem başlamıştır. Deng dönemiyle birlikte Çin ekonomisi adım adım kapalı, devletçi yapıdan vazgeçip, dışa açık, piyasa ekonomisine doğru evrilmeye başlamıştır.

Çin Kapitalizmi

Deng Xiaoping, liberal etkiler taşıyan hatta doğrudan küresel pazara kapitalist yöntemlerle girilmesini öngören modeli için şöyle bir yorumda bulunmuştur; “Önemli olan kedinin rengi değildir, önemli olan kedinin fareyi yakalayıp yakalayamadığıdır.” (Vogel, 2011). Bu durumdan da anlaşılacağı üzere, Xiaoping’in katı bir ideolojik çizgileri ve merkezden kontrol edilen bir kumanda ekonomisi tarzı bir modelde ısrarı yoktur. Diğer yandan, Doğu Bloku’nun ciddi mana da güç kaybederek yıkılma sürecine girdiğini iyi analiz eden Xiaoping, kapitalist dünyanın egemen olacağı bir çağa girildiğinin de farkındaydı. Yeni sistemin kurallarını iyice özümseyen Xiaoping, Özellikle gençliğini Fransa’da geçirmiş olmasının verdiği bir bilinçle Mao’nun aksine, Batılı tarzdaki ekonomik ve sosyal anlayışa çok daha ılımlı hatta sıcak bakıyordu (Pantsov, 2015). Çin’in liberalleşmeye daha doğrusu Çin tarzı bir liberalleşmeye evrilen ekonomik entegrasyonu da Deng Xiaoping’in önderliğinde pratiğe geçmeye başladı.

DENG XIAOPING DÖNEMİ (1978-1997)

Yeni Çin teoride Komünist pratikte ise Kapitalistti.

1978 sonrası dönemden itibaren Den Xiaoping’in reform temelli iktidarı başlar. Xiaoping’e göre Mao’nun önderliğindeki sosyalistleştirme sürecinin ve sınıf mücadelesini başarıya ulaşmıştır. Çin’in artık bu adımı kapsayıcı yollarla ileriye taşıması gereklidir (Vogel, 2011). Çin’in 11. Ulusal Kongredeki ortaya koyduğu prensiplerde Xiaoping’in yaklaşımını destekler niteliktedir. Bu kongrenin de desteklediği yaklaşıma göre Çin Devleti artık sosyalistleşme sürecini atlatmış bir ülkedir. Alınması gereken tavır Çin’in daha modern ve kapsayıcı politik temellerde güçlü bir ekonomik sisteme geçmesidir (Shambaugh, 1995). Deng, döneminde sıklıkla vurgulanan kavramlardan birisi de “Dörtlü Modernleşme” kavramının içeriği şöyle özetleyebiliriz; sanayi, tarım, ulusal savunma ve bilim, teknoloji alanlarında modernleşme Çin’in en temel ve kaçınılmaz hedefleridir. Miras alınan istikrarlı disiplin ekonomisi anlayışı artık yeni konjonktüre karşı da geliştirilen bir modernleşme modeliydi. Çin yeni dönemde içe kapalı bir kumanda ekonomisi anlayışını reddederek onun yerine tamamen dünya pazarıyla bütünleşik bir açık Pazar ekonomisini benimsemiştir (Ergenç, 2015). Bir nevi Mao Dönemi tasfiyesidir.

Yeni Anlayış

Bu yeni anlayış, kapalı bir kumanda ekonomisi olan SSCB örneğinin başarısızlığından çıkartılan bir derstir. Bu bağlamda 1979 yılında Çin ve Yabancı Sermaye Ortak Girişimler Yasası kabul etti. Bu yasanın amacı yabancı yatırımcıyı Çin’e getirmek ve dünya pazarı ile entegre bir Çin ekonomisinin gelişimini sağlamaktı.Diğer yandan entegrasyon ve küresel pazarla bütünleşmenin temelleri çerçevesinde Patent Yasası, Ticari Özerklik Kanunu gibi hukuki zeminlerle de süreç desteklenmiştir. (Vogel, 2011).

Jonathan Bartlett illustration for Foreign Policy

1986 yılında Tamamen Yabancıların Mülkiyetindeki İşletmeler Yasası kabul edildi.Bu yasa sayesinde yabancı yatırımcılar için şart koşulan Çinli ortak maddesi tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. 1990 yılında kentsel toprakların yönetimi alanında yasalara yoğunlaştı. Bu sayede kırsal nüfusun başat faktör olmasının yerine kentli nüfusun ekonomide güç sahibi olması hedefledi (Vogel, 2011).

Liberalleşme

1990’lı yılların sonuna kadar, Çin adeta bir hukuk devrimi yaşadı. Telif Hakları Yasası’ndan Şirket Kurma Koşulları’na kadar her şey sil baştan düzenledi. Modernleştirilerek daha da liberal bir çizgiye kondu (Bunner, 1969). 1997 yılında çıkarılan Fiyat Yasası ile birlikte piyasa fiyatlarının aşırı düşük veya yüksek oluşması durumunda müdahale yasallaştırılsa da kanun daha çok piyasada oluşan fiyatlara dayandı. 2003 yılına kadar uzana bu temel reformlar Çin’de gayet kapsayıcı ve kurumsal sonuçlar yaratmıştır. Her bir hukuki adım uzun soluklu ve adım adım ilerleyen bir sürecin sonu olarak devreye kondu. Tarım sektöründe, kolektif ve kooperatif üretim yaklaşımı terk etti. Tarım sektöründe de özelleştirmeler yaptı. Mao dönemi, Deng Xiaoping önderliğinde tasfiye etti (Armaoğlu, 1995). Deng Xiaoping’in modern Çin üzerindeki en önemli etkisi; Mao’nun katı ve disiplin ekonomi modelini klasik toplumcu Çin devlet anlayışıyla harmanlayarak tasfiye etmesidir.

SONUÇ

Sonuç olarak Çin Halk Cumhuriyeti tarihine baktığımızda, Mao Dönemini kapsayan 1949-1976 dönemi oldukça kapalı, otoriter ve merkeziyetçi bir disiplin ekonomisi olduğunu fakat 1978 yılından itibaren elinde yoğunlaşan gücünü liberalleşme ve Post-Soğuk Savaş Dönemi’nin yeni dinamiklerine göre düzenleyen Deng Xiaoping Dönemi’nin oldukça iki farklı zıt kutuptan oluşan dönemler olduğunu vurgulayabiliriz. Bu dönemde liberalleşme artmış ve Çin’in küresel pazarla bütünleşmesinin önündeki tüm yasal ve kurumsal engeller kaldırılmıştır. Deng Xiaoping, Mao Zedong’un tüm mirasını modernleşme yoluyla tasfiye etmiş bir lider olarak tarihteki yerini almıştır (Bilgin, 2010). Çin’in Liberalizasyon süreci Sovyetlerin son çırpınışları olan; Glasnost ve Perestroyka gibi aceleye getirilmemiştir.

Yeni Çin

Yayılmacı Çin tüm dünya için büyük bir tehlikedir.

Deng Xiaoping, güçlü bir kitlesel kolektif anlayışın reddiyesini oldukça kapsayıcı ve hukuki metotlar yardımıyla değiştirerek ülkenin tüm kurumsal ve toplumsal vizyonunu revize etmiştir. Günümüzdeki Çin’in büyümesindeki en önemli rol yabancı yatırımcılardır. Mao’nun kapalı ve tamamen planlı bir devlet ekonomisine dayalı sisteminin yarattığı kıtlıklar ve kaotik toplumsal dönemler artık çok gerilerde kalmıştır. Çin dünya pazarının lideri olduğu gibi ABD ile rekabet eden en önemli güç durumuna gelmiştir. Bu sürecin mimarı ise şüphesiz ki Deng Xiaoping’dir (Xu, 2013). Yapılan reformların bir sonucu olarak yabancı yatırımcı ve Dünya piyasaları Çin’e olan güvenlerini arttırdılar ve bugün ki Çin’in altyapısına duyulan sistemsel dayanışmanın temellerini attılar. Unutulmamalıdır ki Çin ekonomisinin gelecekteki performansını büyüme rakamları ya da ekonomik istikrar durumları değil bölgesel ve küresel ekonomilerin durumu ve uluslararası konjonktürün geliştirdiği yeni dinamiklerle birlikte çevresel koşullar belirleyecektir. Çin ekonomisi dünyayla bütünleştikçe durumunu etkileyen yeni aktörlerin de etkisi ve etkileşimi altına girmemektedir.

Şafak Yıldırım

Ben Şafak Yıldırım, 22 yaşındayım. Siyaset,ekonomi ve uluslararası ilişkiler konuları hakkında okurum. Okuduğum ve üzerine tefekkür ettiğim konuları insanlara aktarmaya çalışırım. Burada yapmak istediğim de ne bildiğimiz hakkında yaptığım tefekkürleri paylaşmak...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: